Toplum olarak bazı şeyleri çok seviyoruz.
Çay mesela; her yerde, herkes tarafından kolayca içilir.
Yorum yapmak mesela. Dilimizin kemiği yoktur.
Kolayca bir kavramın içine yerleştirmek mesela: Hain.
Öyle bir noktaya geldik ki yakında yılın stratejik kavramı ilan edilse kimse şaşmaz!
İhtiyaç olmayan kavramların dilde yeri yoktur. İlk kez kullanılmaya başlandığında da dikkat çekmez. Zamanla mantar gibi çoğalıp satışa sunulur. Sonra yemek tarifleri gibi çeşitlenir. Üretimi kolay, her sezon bereketli; alıcısı bol, piyasası yüksek hâle gelir.
Bir kez dilimize pelesenk olmasın!
Verilen söz tutulmadı mı? Hain.
Kurum zarar etti mi? Hain.
Beklentin karşılanmadı mı? Yine hain.
*
Sanki memleketin görünmez yeraltı kaynağı.
Üstelik üretim maliyeti yok, ikamesi yok; cari açığı kapatır.
Delil gerekmiyor.
Uzun analiz gerekmiyor.
Rapor gerekmiyor.
Bir cümle yetiyor:
“Aramızda hainler cirit oynuyor.”
Mesele:
Bir başarısızlık mı var? Sebep arama.
Bir yönetim hatası mı var? Araştırma.
Bir adaletsizlik mi var? Üzerinde durma.
Doğrudan etiketi bas.
Hain.
Sonra herkes vakayı çözmüş. Hain işte!
Alan memnun, veren memnun.
*
Eskiden ağır gelen sözler artık bozuk para gibi her cüzdana girmiş.
Hain kavramı bir güzel kabul görmüş.
Oysa iş ciddi. Bu kadar kabul görmesi, yozlaşma kültürünün göstergesi olmuş.
*
Çocuk yetiştiriyoruz.
Okutuyoruz.
Kepler havaya uçuyor.
Makamlara geliyoruz.
Yönetiyoruz.
Karar alıyoruz.
Sonra işler ters gidince dönüp bağırıyoruz:
“Hainler!”
Bir dakika.
Belki de her başarısızlığın karşısına hain yazmak fazla kolay.
Belki bazı şeylerin adı hatadır.
Bazılarının adı liyakatsizliktir.
Bazılarının adı fırsatçılıktır.
Bazılarının adı sadece sorumsuzluktur.
Ama bunların hepsine aynı etiketi yapıştırınca rahatlama hissi oluyor tabii.
Çünkü hain varsa hesap vermeye gerek kalmıyor.
Ve işin en ironik tarafı şu:
Bu kadar çok hain sözü geçtiği halde kimse kendine aynada bakmıyor. 
Herkes mağdur.
Herkes oyuna gelmiş.
Herkes sütten çıkmış ak kaşık.
*
Ekonomide enflasyon alım gücünü düşürür.
Kelimelerde enflasyon ise anlam gücünü.
Galiba bizim asıl sorunumuz da bu.
Hainler çoğaldığı için değil…
“Hain” kelimesi fazla telaffuz edildiği için.