Yeni bir siyasal sistem doğuyor ‘federasyonumsu’.
Lakin 1946 Fransız mandasının ardından bazı eksik-aksaklıklara rağmen
tam istikrarla yürüyen bir devletten, iç savaşın (2011-2024) ardından
birkaç parçaya bölünmüş topraklar kaldı geriye ve artık hiçbir zaman
eskisi gibi üniter bir devletten söz edilemeyecek, mevcut gelişmelerle.
Esad’ın devrilmesinin istenmesiyle geleceği çağrılan demokrasi ve
siyasal sistemden ne anlamalıydık: Ulus devlet mi, federasyon mu,
federasyonumsu mu?
Suriye’nin kaderi, kendi halkları arasında kurulacak karar mekanizması
tarafından belirlenmesi gerekirken, iç savaşla zaten emperyalist
devletlerin askeri-siyasi desteğiyle birçok grubun eline geçmiş,
üniter bir devletten ziyade çok yapılı bir sürecin devamına ışık tutuyordu.
***
Sekiz aralık iki bin yirmi dörtten itibaren devam eden
gelişmelerle son günlerde yaşananlara bakacak olursak:
Suriyeli Kürtler iç savaşın ilk yıllarında özerklik ilan etmiş,
2018’de Rojova olarak bilinen bölgede Kuzey ve Doğu Suriye
Özerk Yönetimi’ni kurmuştu. ABD desteğiyle PYD- YPG, SDG
adı altında yeniden yapılanarak 2015’te İŞİD’le mücadele için
yola çıkmıştı.
Esad’ın ardından Şam’ı ele geçiren Eş-Şara 10 Mart’ta SDG ile
8 maddelik bir anlaşma imzalamıştı.
Hem ABD hem Türkiye hem de Irak Başbakanı Barzani bu
anlaşmayı desteklediklerini, SDG’nin Suriye’ye entegre olması
konusunda fikirlerini ortaya koymuşlardı. Diplomatik süreçte bu
güne kadar bir sonuca varılamadı.
Süveyda ve Dara bölgesinde ise Dürzi grupların, İsrail
desteğiyle kendi kaderlerini tayin hakkı istemiyle zaman zaman
protestolar düzenlerken, yüzlerce eylemcinin Şam hükümetine
bağlı güçlerin bölgeden derhal çekilmesini talep ediyorlar.
Alevi toplumunu temsil eden bir grup siyasetçi ‘Orta ve Batı
Suriye Siyasi Konseyi’nin kuruluşunu ilan etti.
Lazkiye, Tartus, Humus ve Hama’nın bazı bölgelerini içine alan
konsey, savaşın sona ermesi, barış ve adaletin sağlanması için
en uygun çözümün federal sistem olduğunu vurgulayarak,
dini esaslara dayalı tekçi hükümet modelini reddettiklerini dile
getirdiler.
Gündemi çokça meşgul eden İsrail’in oluşturmak istediği koridor
meselesinde ilk ve asıl koridor, Türkiye’nin dört askeri
harekatıyla
(Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar kalkanı)
engellenmişti. ABD’nin de B Planı olan sözde tarihi Davut
Koridoru Kürtlerin denize inmesini ve Türkiye ile sınır
oluşturması çabaları devam ediyor…
***
Eş-Şara başkanlığında kurulan geçiş süreci yönetimi
dördüncü yılı takiben çok partili demokratik hayata ve çok adaylı
cumhurbaşkanlığı seçimlerine geçiş sözü vermişti.
Bu minvalde Suriye parlamento seçimine gidiyor. 210 sandalyeli
halk meclisinin 140 vekili 14 ilde 15-20 Eylül’de yapılması
beklenen halk oylarıyla belirlenecekken, 70 vekilin Eş-Şara
tarafından doğrudan atanması bekleniyor.
Suriye’de Baas rejimi ve altmış yıl aradan sonra gerçekleşecek
ilk halk seçimi olacak.
Süveyda ilinde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretler arasında
yaşanan şiddetli çatışmalar, bölgedeki güvenlik durumunun
hassaslaşması sebebiyle seçim ertelendi.
Dürzi gruplar bu bölgede özerklik ilan etmişlerdi.
SDG kontrolündeki Rakka ve Haseke illerinde ise durum siyasi
düğüm etrafında şekilleniyor ve seçime konu edilemiyor.
SDG’nin silah bırakarak Suriye ordusuna entegre olması ve
kontrolündeki petrol sahaları ile sınır kapılarını devretmesi
talepleri müzakereleri tıkamış, bu siyasi belirsizlik ve çatışma
riski potansiyeli seçimlerin ertelenmesindeki en önemli faktör
olarak görülüyor.
***
ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas
Barrack, önceki açıklamalarında ‘Suriye’ye daha iyi bir gelecek
için şans verileceğini’ açıklamıştı.
Hatta X hesabında Sky-Picot gibi emperyalist amaçlarla
bölünen Orta Doğu haritasında, Suriye üzerinden artık bu tarz
politikalar güdülmeyeceğinden bahsetmişti.
10 Temmuz da yaptığı açıklamasında tarafların uzlaşıyla tek
millet tek devlet tek ordu vurgusu yapmıştı.
23 Ağustosta Washington Post’a yaptığı demeçte federasyon
değil ama federasyona benzer bir sistem kurulabilir demişti.
Birkaç gün sonra Eş-Şara’ya güvenip ve inandığından
bahsederek, SDG’nin müttefikleri olduğunu itirafıyla, önceden
SDG’nin PKK’yla ilişki içinde olduğunu ama artık bu tür
ilişkilerin rafa kaldırıldığı bilgisini paylaştı.
ABD’nin SDG’yi açıkça desteklediği bilinirken, Kürtlerin hangi
taleplerine cevap vereceği henüz bilinmezliğini koruyor.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan Thomas Barrack’ın açıklamaları
üzerine Suriyede’ki tüm kardeş halklar gibi Kürtlerinde
güvenliğinin ve huzurunun teminatı Türkiye diyerek, “Kılıç
Kınından Çıkarsa Kaleme de Kelama da Yer Kalmaz” sözleriyle
sert çıkış yaptı…
Türkiye ve Suriye arasında diplomatik temaslar sürerken
SDG ile çözümün Şam’a entegre olmasında ısrarlı ve net
tavırlarıyla dikkat çekiyor.
İsrail’in SDG’nin Şam’a entegre olmamasından yana tavrı,
yapılan diyalogların ve yakınlaşmaların rahatsızlığı Türk Dış
İşleri’nden İsrail’e ticaretin sona erdiği haberlerinin basına
yansıması, İsrail’in ulus bir Suriye devleti istemediğini açıkça
ortaya koyuyor.
***
ABD VE AB’nin Suriye üzerinde bazı ekonomik yaptırımların
kaldırılmasının Eş-Şara’ya olan desteğin arttığını ve Suriye’nin
üniter bir devlet olma yolunda ilerleyeceği beklenirken, bu gibi
haberlerin sürecin belirli zamanlarda yapılan iyi niyet gösterimi
ve destek şablonlarının izahından öte gidilemiyor.
Yaptırım kararlarının tezgahta bekleyen kumaşı örmek için
arada atılan ilmek gibi; kumaşı tamamlamak için çalışılıyor
görüntüsü çerçevesinde siparişlerin alınmasına devam ediliyor.
Son gelişmelerle Suriye’de Şam merkezli üniter bir ulus
devletinin olasılığı hayallere itilmiştir.
Barrack’ın Dürziler, Kürtler, Bedeviler, Aleviler gibi farklı
taleplere sahip birçok grubun bulunduğunu hatırlatarak, bu
durumun merkezi bir hükümet kurma çalışmalarını
zorlaştırdığının altını çizmesi, Washington Post’a verdiği
açıklamasındaki federasyonumsu bir yapıya işaret ediyor
olmalı!
İç savaş sürecinde birkaç parçaya bölünen Suriye’de, Esad’dan
dokuz ay sonra hala ulus devlet değil de çok parçalı bir yapının
konuşulması, bölgeleri ele geçiren grupların kanıksanması
olarak okunabilir…