Esad’ın 8 Aralık 2024’te devrilmesinden sonra Ahmet eş -Şara yönetiminde HTŞ örgütü Başkent Şam’ı ele geçirerek, Muhammed el Beşir başkanlığında geçici bir yönetim kurmuştu. Ocak ayında HTŞ lideri Ahmet eş-Şara Suriye’nin geçici devlet başkanı olarak atanmıştı.
15 Mart 2011’de halk gösterileriyle başlayan, Esad rejiminin sert müdahalesiyle devam eden süreçte, başta ABD olmak üzere, Batı emperyalistlerin öncülüğünde birçok örgüt ve çetenin Suriyelileri kendi toprağından etmiş, Kuzeydoğu’da PYD’nin, Güneydoğu’da Dürzilerin sahiplendiği topraklar, Batı’da Lazkiye’de oluşan gruplaşmalar ile İsrail’in 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda işgal ettiği Golan Tepeleri’nin yakınındaki askerden arındırılmış Birleşmiş Milletler kontrolündeki koridor ve bir dizi diğer noktaların işgaliyle devam etmişti. Geçiş yönetimi kuruluşundan sonra ülkede iç karışıklıklar devam etmiş, Batı’da Lazkiye’de Aleviler, Güney’de Dürziler ve birçok grubun yarattığı çatışmalar yaşanmış, birçok kişi hayatını kaybetmişti. Kuzeydoğu Suriye’nin büyük kısmını kontrol altında bulunduran SDG, 2018’de fiili özerklik ilan etmiş fakat hiçbir devlet tarafından tanınmamıştı. ( İşid örgütüne karşı ABD tarafından desteklenen SDG’nin kamplarında ve hapishanelerde on bin İşid militanıyla, çoğu kadın ve çocuk elli bine yakın aile üyesi tutuklu olduğu söyleniyor.) Suriye devlet başkanı Ahmet eş-Şara ile SDG komutanı Mazlum Abdi 10 Mart’ta, ABD öncülüğü ve garantörlüğünde 8 maddelik bir anlaşmaya imza attılar. Yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi planlanan her maddenin uygulanması için ayrı ayrı komiteler kurulması bekleniyor. Anlaşma, Suriye’deki tüm etnik ve dini azınlıkların haklarını güvence altına almasını öngörürken, SDG kontrolündeki bölge ve alt yapılarının Şam’a bağlanması ve SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesini öngörüyor. Türkiye SDG’yi PKK’nın bir uzantısı terör örgütü olarak görmekte ve gelişmelerle birlikte SDG’nin Suriye’ye entegre edilmesi memnuniyetini belirtmektedir. Suriye geçici hükümeti 13 Mart’ta 53 maddelik geçici anayasa beyanı imzalamış ve bu anayasanın 5 yıllık bir süreci kapsayacağı öngörülüyor. Bu geçici anayasada güçler ayrılığı, kadın hakları, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi konular yer alıyor. Suriye devlet başkanının Müslüman olması zorunlu tutulurken, İslam kanunları yasamanın temel kaynağını teşkil ediyor. Geçici anayasaya göre “Suriye Arap Cumhuriyeti” devletin resmi adı.
Ve, Suriye Arap Cumhuriyeti Ramazan Bayramı arifesinde yeni kabinesini açıkladı. Türkmenlere bir bakanlık verilmezken, yeni hükümetin Suriye’deki azınlık gruplarından kilit rollerde olmayan dört bakan ataması yapıldı: Bir Hristiyan, bir Dürzi, bir Kürt, bir Alevi. Burada en dikkat çeken bir kadın bakanın atanması elbette. Hristiyan ve Esad muhalifi azınlığın bir üyesi Hind Kabawat eş-Şara tarafından ilk kadın bakan olarak, Sosyal İşler ve Çalışma bakanı olarak atandı. Eş-Şara, bakanların ideolojik ve siyasi yönelimler olmadan, uzmanlıklarına göre atandığını söyledi. Eş-şara, yeni geçiş hükümetinin savaştan zarar gören ülkeyi yeniden inşa ederken uzlaşmayı hedefleyeceğini ancak herkesi memnun edemeyebileceğini belirtti. Son dönemlerde Lazkiye, Tartus ve Hama’da çatışmaların sonlandığı duyurulmasına rağmen bölgede hareketliliğin sürdüğü bildiriliyor. İsrail ise, Esad’ın devrilmesinden günümüze, askeri kampları, önemli merkezleri, havadan ve karadan vurmaya devam ederek Suriye’nin toparlanmasına sekte vuruyor.
T.C. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Suriye’de geçiş hükümetinin kurulmuş olmasını memnuniyetle karşıladıklarının açıklamasını yaptı. Suriye ve Orta Doğu’daki gelişmeler, özellikle sınır komşusu olması sebebiyle Suriye,
Türkiye’yi yakın ilgilendiriyor ve gelişmeler takip ediliyor. Son olarak, SDG ile sekiz maddelik bir anlaşmaya imza atılması, diğer yandan yeni kabineden SDG memnuniyetsizliği, Suriye’de üniter mi, federal mi devlet kurulacağı endişesi taşıyor.
SDG: PYD ile YPG’nin birlikteliğini ifade eder.
PYD: Demokratik Birlik Partisi (siyasi kanadı)
YPG: Halk Koruma Birlikleri (askeri kanadı)
ABD öncü düşünce kuruluşlarının birisi tarafından, Türkiye’nin YPG’yi PKK ile ilişkili görmesi sebebiyle isim değiştirme tavsiyesinde bulunarak yeni adının ‘Suriye Demokratik Güçleri’ olmasını tavsiye etmiş. Bu vesileyle askeri kanat YPG, PYD ile tamamlanan örgütün genel adını SDG olarak kullanmaya karar vermiş.