Yine bir bayrama erişiyoruz, eriştik.
Şükürler olsun ki ömrümüzün bir bayramını daha karşılama- yaşama sevincini tattığımız için.
Takvimden bir bir yaprakları koparırken, her geçen gün birilerine veda ederken, ömrümüze eklenen bir bayram hatırasını daha anı defterimize yeniden doğuş, yeniden başlangıç kavramları ile kaydediyoruz.
Bayram, herkese eşit mutluluk, sevinç, paylaşım, hatırlama-hatırlatma, yardımlaşma demek gönüllerimizde.
Belki içinde bulunduğumuz koşulların iştahsızlığı altında, bayram hazırlığı yapmak içimizi açmasa da, geleneğimizi, elimizin ucuyla ötelemeye salahiyetimiz olmadığından, ufacık tefecik, minik minik de olsa, çaktırmadan içsel bir hazırlık heyecanı ve huzuru yaşıyoruz.
Bayram kelimesi dilimize pelesenk olmuş tabi…
En küçük bir topluluk içinde oluşan sinerjiyi bayram havasına taşıyarak taçlandırıyoruz. Keza kişisel sevinçlerimiz de öyle elbette. Yaşadığımız bir başarı, iyi bir tesadüf, iyi bir kazanım oluğunda içimizde beliren sevinci bayram havasına dönüştürüyoruz.
Bayram ismini insana koyuyoruz ki hayatı hep bayram havasında geçsin istiyoruz.
Dini bayramlar gibi siyasi toplum olmanın şanını yine bayramlarla kutluyoruz.
Çok önemli bu bayram!
Kış boyunca yapılan mesailerden sonra, tatil günlerini iple çekerken, bayram tatili için erkenden yemiyor, içmiyoruz,
rezervasyon yaptırıyoruz.
*
Bayram neşeleri ikiye katlansın, mutlulukları damak lezzetiyle bölünsün diye, asıl çalışma saatleri üzerine en çok bayramda mesai yapanlar, vitrindeki ürüne, zam üstüne zam cümleleri çığıran müşterilerin yerinde, kendileri olmalarını ne kadar arzuladıklarını düşünmek için müneccim olmaya gerek kalmaz herhalde.
*
Bayram hazırlığı en kaliteli malzemeyle, en güzel lezzetiyle ve muhteşem sunumuyla adeta ödüllü bir yarışma programı gibi heyecanlı ve zahmetlidir.
Çünkü en güzel börek-çörek, tatlı gibi ikramlar gurme misafirlere sunularak başlar bayram muhabbetleri.
Şekerleme borsasında bir lot çikolata hangi saatlerde dip yapar, takip eden broker’lar var aramızda.
Bir de araştırma yöntemlerini sahada iyi başaran, hayat okulunda pekiyi ile yürüyerek, hangi kalite hangi marka piyasa anketi yapanlarımıza ne diyelim?
Hepimiz iktisat teorisyeni olmuş gibiyiz!
*
Az bir güruhun erişebileceği, elit borsacıların altın varaklar içinde sunduğu alaşımlı çikolata ikramına nail olanlar, bayram sevincinin yıldızlı üyeleri…
Ramazan hayrının ihtiyaç fazlası ürünleri gibi…
Dünya cennetinde ay gibi parlayarak bayramın neşesini musallaya yatıranlar!
Adaletin var mı dünya söyle bana türküsünü söyletiyor insana…
*
Sevgili aile emekçileri kusursuz tariflerini hazırlıyor. Ya da hazırladılar bile. Ellerine sağlık diyerek hayallerimizi süslerken, ‘komşu da pişer, bize de düşer’ deyiminin gerçekleşmesini umuyoruz.
Dolmalar, börekler, sarmalar, yahniler, salatalar cabası…
Güzellik koridorlarının dikenli yollarını tercih etmeyenler ya da yola girmeyenler, emek üzerinden ‘ellerine sağlık çok güzel olmuş’ üzerinden besleniyor olmalı…
Oysa hangisi daha makbul henüz bir izahı yapılamıyor.
Her zaman olduğu gibi geleneklerimizin bayramlar boyunca devam edebilmesi yine geleneksel kültürümüzün taşıyıcıları zemininde oturuyor ve aynı yol onlar üzerinden devam ediyor.
*
Zamanla ülkemizde iç göçler başlamış tarım toplumunu birden terk ederek kent yaşamının içinde buluşmuşuz.
Ama kültürler çok kolay yok olmuyor, insanlar değerleriyle kimliklerini kazanıyor ve anlam yükleyerek lezzetli hale büründürüyor.
Zamanla iç göçün etkisiyle kültürler içe içe geçerek kent görünümlü taşra da olsa bir noktada uzlaşma oluşuyor.
Bayramlarda ziyaretlerle birlikte trafik yoğunluğu artıyor, suni bir metropol görünümlü taşralarda yoğunlaşan kalabalığa bön bön bakıyoruz.
Eski komşularımız; iç göçün meyveleri çoğalmışlar, değişmişler, yaşanılan medeniyetin sosyal –kültürel ortamına uyumlanmışlar gibi bakıyorlar… Kaş altından işte! Bu ‘O’, işte! Şu ‘bu’ gibi hafızamızı yokluyor, bayramın nimetlerini görüyoruz.
*
İşte Bayram sabahı!
Geldi mi, sokağa girdi mi, kapı çaldı mı, çay yetişti mi, otoparkta yer var mı, derken, herkesin yüzünde güller açıyor, anne-babalar evlatlarına; çocuklar ebeveynlerine kavuşuyor.
İçeriğinin hiç önemsenmediği özgürlüğün en
güzel haliyle bayram sofrası kahvaltısı.. Yasakların özgürlüğün kıymetini hatırlatıcısı… Bir dilim ekmeğin üzerinde bir adet reçelin muhteşem lezzeti yeter bile.
Amaçta bu değil mi zaten, toklar açların halinden anlasın; kısıtlı olanlar özgürlüğün tadını çıkarsın!
Hepinize iyi sunumlar yarışında kusursuzluk dilerken, tap taze
altın tozlu çikolata tadında bayram ve günler sizlerin olsun.