‘Fındık Dalda Tekleme Kız Saçların Ekleme’ Rıza Gündoğdu türküsü
gelir aklıma takvim Ağustosu gösterdiğinde.
Kışın yüksek kesimlerde yaşanan don olayı dalların kurumasına;
Temmuz ayında küresel ısınmanın sonucu olarak görülen normal
seviyeyi aşan sıcakların dallarda ve koçanlarda yanık oluşmasına yol
açmış olması, 2025 fındık sezonunda fındığın tekleme olarak
toplanma ihtimaliyle, yine de çiftçilerin - üreticilerin sezona umut ve
heyecan ile başlıyor olmalılar!
Fındık dalda kalmasın
İyi Toplayın Kızlar
Başakçılar Çalmasın-dan tüm yıl boyunca bakımı yapıldığı halde tüm
bahçeyi yanma, kuruma, kokarca zararı yüzünden hasat etmek
istemeyen üreticilerin durumu da türkülerde kalması ve üretim
maliyetlerini göz önünde bulundurarak başak seviyesine inmemesi
temennidir.
Umut en iyi ilaçtır.
Heyecan ve umut olmayan işler hüsranlık vaat eder.
*
Karşı bahçelerden gelen vızır vızır motor sesleriyle tırpan işleri devam
ediyor, her ne kadar hava koşullarından zarara uğramış bahçenin
umutsuzluğunun pençesinde olsa da çiftçi...
Bu bir gönül işi, kendi emeğini heba edemeyen, nerde olursa olsun
Ağustos ayında geri dönen iç göçün, tarla kenarlarında sıra sıra dizili
araçlardan mevsimin yoğunluğu-güzelliği-coşkusu ‘fındık hasat
mevsimi’ bölgenin kaderini belirleyen ana tema kendisini gösteriyor.
Tedbiri al takdiri Allaha bırak! fışkınlar alındı, kuruyan dallar kesildi,
Nisan gübresiyle beslendi, ilaçlama yapıldı, kokarca ilaçlaması ve
tırpan derken Allah ne verdiyse toplanıp harman yapılacak, arazilerin
elverdiği zor şartlarında, yüzde doksanlarda seyreden nem ile otuza
dayamış ısıda üretimin kutsiyetine inanılarak!
*
Karadeniz coğrafyasında çiftçi olmak: Coğrafya kaderdir dedi, Orta
Çağ İslam Filozofu İbni Haldun...
Coğrafyanın-iklimin ekonomik ve maddi yaşamı belirlemesi üzerine
yazdı; hayat felsefesini, siyaseti, mimari yapıyı, sanatı üzerinde
belirleyici rol oynadığı tezi üzerine bilgi aktardı.
Tüm bu tezlerden yola çıkarak coğrafyanın kader olması ötesinde bir
savunma bırakılmadı.
Elbette insanın madde olarak dokunamadığı, değiştiremediği şeyler
üzerinden kader okumak en makulü ve belki de en doğrusudur.
Karadeniz’in dik yamaçlarında tutunmaya hacet bırakmayan arazide
fındık bahçesi dikip coğrafya kaderdir tartışması da bir konu; bu da
insanın kendi kaderini yazdığı alan…
İklimin müdahale dilemez, coğrafyanın değiştirilemez oluşuna kader;
bu coğrafyada iklimde zaruri yaşayan ve İnsan gücünün aştığı her
şeyde kaderin manasına sığınmak aciz insanın elinde olan tek güç…
Coğrafya kader, Fındık heder.
*
İnsan alışkanlığıyla yaşar.
Dünyaya gözlerini açan insanın yaşadığı çevreye alışarak bağlılık
kazanmasına ve içinde bulunduğu yapıların içinde bugününü, yarınını
ve geleceğini bu yapılar içinde planlamasıyla ve bağlılık oluşmasıyla
sonuçlanır.
Karadeniz’in arazi koşullarında tarım yapmak bu izahın tezahürü
gibidir.
Anadolu düzlüklerinde - ovasında yetişmiş, tarım yapmaya alışmış bir
insanın Karadeniz’in çetrefilli arazisine gönül bağlaması olasıdır ancak
yemyeşil bitki örtüsü, ılıman iklimi, dört mevsim tarıma elverişli koyu
renkli toprağıyla dar arazi içinde çok ürün elde edilme gerçeği
cezbedebilir.
*
İnsanlar dünyada varoluşundan itibaren koşullar çerçevesinde üretim
yaparak ekonomik çareler aramış, üretim potansiyelleri oluşturarak
kadim kültürler geliştirmişler.
Fındık tarımı bu ekonomik çarelerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Orman arazilerinin fındık bahçeleriyle tarıma açılarak ekonomik yapı
oluşturmasıyla hayat standardı geliştirilmiştir.
*
Yüksek eğilimli ve dik yamaçlarda sırtında çuvalla yuvarlanan, okul
harçlığı için başak yapan, ellerinde tırpan sallayan, Nisan
yağmurlarında fındık ocaklarına gübre, Mayıs sıcağında böcekler için
ilaçlama yapan bir dönemin çocukları - gençliği kendi kaderlerini tayin
etme hakkını iyi kullananlar şimdilerde hastanede doktor, kentlerde
mimar-mühendis, adliyede savcı, devlet kademelerinde bürokrat
oldular.
Kaderden kaçınılmaz olarak kendi kaderlerini tayin hakkını
kullanamayanlar ile doğduğu topraklara duygusal ve maddesel bağ
kuranlar, bir şekilde bağına bahçesine sahip çıkanlar,
doğrulanmamış bilgiye göre orta doğu levant bölgesinde özel olarak
laboratuvarlarda üretilen kokarcalarla baş etmek durumunda kaldılar.
*
Fındık ağaçlarının bakımı zor, zahmetli ve süreklilik istiyor.
Köy koşullarında sosyal-kültürel faaliyetlerinin olmaması, fındıktan
elde edilen gelirin gelecek vaat etmemesi, zamanla bahçelere olan
ilginin zayıflamasıyla bahçeler bakımsız kaldı.
İş-uğraş-meslek olarak görülmeyen fındık çiftçiliği ek gelir kaynağı
olarak görülüp ilgisiz bırakıldı.
Artık bahçesinin yükünü taşıyamayanlar bakım karşılığı kiralama işine
razı geliyorlar fakat talep bulamıyorlar.
Kendi tarımını kendi yapabilen aileler için fındık makul gelir getiren
tarım ürünüdür.
Ancak bölünmeler dolayısıyla gelecek görülemeyen fındık bahçelerine
bel bağlanamıyor.
Köy şartlarının kendi haline terk edilişi değişen dünya şartlarıyla bağ
kurmada zayıflığı, devlet yatırımlarından yoksun bırakılması köyden
göçü hala zorluyor.
Değişen dünya şartlarıyla tarımın yapılış şekline bakış açışı değişti.
Dik ve yamaç arazi koşullarının, iklim yapısının fındık tarımı üzerinde
teknolojilik değişikliğe gidilmek istenmesi ve buna imkan olmaması,
fındık tarımının mevcut koşularla sürdürülebilir imkanının zorluğuna
rağmen, fındığın dünya ekonomisi üzerine ve yaşama yapmış olduğu
katkısı, sanayi ürünü oluşu, tarımın temel ihtiyaç olması, her ne kadar
arazi yapısının zorlayıcı koşulları olsa da insan dünyada var olduğu
sürece fındık tarım ürünü olarak üretilmeye- değer görmeye devam
edecektir.
*
Bugünlerde fındık çiftçisini en çok zorlayan toplama maliyeti konusu;
denetlenemeyen ve performans takibi yapılamayan işçilerin, çoğu kez
kendilerinin ücretlerinin bedeli kadar ürün hasat edebilmeleri
çiftçinin karşı karşıya kaldığı en önemli meselesidir.
Sezon boyunca güneydoğudan gelen mevsimlik işçilerin yüksek
maliyetlerine rağmen çaresizce katlanıldığı, mevsimlik işçilerin yakın
gelecekte sona ereceği endişesi, plan ve programlı bir tarım
yapılamayan ülke sınırlarında fındığın da sürdürülebilir bir üretim vaat
edemeyeceği endişeni taşıyor.
Fındık, tarım ürünleri içinde en çok insan gücüyle zor ve bin bir
zahmetle yapılıyor.
Çitçinin her türlü zorlu şartlarda ürününü hasat etmesine, başa baş
noktasına getiren maliyetlerine rağmen, tüm tarım ürünlerinde
olduğu gibi asıl kazananların ticaretini yapanlar, ihracatçıların olması
ve bu gerçeğin biliniyor olması, kapsamlı tarım politikalarının
olmayışının sonucu çaresizce hiçbir yaptırımı olmayan çiftçilerin
hazinli söylemleri:
‘’Fındık para etmiyor.’’