Günlük yazı yazmak zordur, ancak bu benim için geçerli değil. Türkiye’de gündem her an değişiyor, fakat ben Türkiye gündemine ilişkin yazı yazmıyorum. Ancak yaşadığımız coğrafya aynı olunca ha Türkiye gündemi ya da Ordu gündemi fark etmiyor. 
Geçtiğimiz hafta yeni yayın dönemine başlamadan siyasi parti il başkanlarını ziyaret ettim. Bir iki kişi haricinde şehir dışında oldukları için görüşemedik. Görüştüklerimiz arasında CHP il başkanı da vardı. Sağ olsun bizi ağırladı, konuştuk sohbet ettik, fakat o kadar az vakti olduğu için pek de bir şey konuşamadık, bir iki projeden bahsettim, Ünye’ye ajansa davet ettim TV’de program yapalım dedim. Bana iki veya üç ay sonra olur dedi, çünkü mahalle delegelerini seçiyoruz, çok yorucu inanın herkesle uğraşmak. Peşinden ilçe başkanları seçimleri, il başkanlığı seçimi dedi. Bende dedim ki yani Ünye’ye gelip hem seçmenlerinizle bu konular hakkında açıklamalarda bulunursunuz dedim ama, vakit bulamıyorum açıklamasını yaptı. Birbirimize başarılar diledik ve ayrıldık. 

Bir mahalle delegesi seçiminde bu kadar yorulan il başkanı diğer seçimlerde evin yolunu bulamaz, gerçi oda haklı, delegeler Milletvekilini, belediye başkanlarını, il ve ilçe başkanlarını belirleyeceği için işi sıkı tutmak gerekir. Bizim adam olsun, adres gösterdiğimizde oraya gider. Delegeleri hakiki partililerden seçersek arada sırada fazla iş çıkartıyorlar dendiği için yorulmuş olabilir mi? Acaba diye düşündüm ve hak verdim. Sonra tekrar düşündüm şu sonuca vardım, bizde kemikleşmiş bir oy oranı var, oda iki Milletvekilini karşılıyor, üçe zorlamanın bir anlamı yok manası olduğu için herkes hayatından memnun, memnun olmayan kim, seçmen, hangi parti olursa olsun, çünkü yukarısı sanki parsellenmiş. Her seçim öncesi delegeler seçecek denir ama ne hikmetse hiç olmaz.  Yine torbadan önceden belirlenen isimler çıkar.

Sonrada bende dahil diyoruz ki, CHP iktidara yıllardır niye gelemiyor, bakın mini bir örnek verdim, işte nedeni bana bu yeter, elimde olanı kaptırmayalım. Şöyle bir bakalım değişimlere ve sokak söylemlerine, Yine mi bu başkan kazandı, burada o kadar aday vardı, seçmen hem değişim diyor ancak sandık çıkana bakın gibi söylemler çok. Siyaset bu dedik ya, koltuk çok rahat. Seçmenin karşısına çıkarız, bu son deriz, bir seçim dönemi daha gelir yapacaklarım bitmedi der, bir dönem daha ister. Sonuçta bakarsınız yıllardır aynı adam o koltukta. Sonuç elde var yine bir umut bir sonraki dönemde yapacağım.

Siyasi partilerde ki iç dengeler çok farklı çalışıyor, onlara fazla kafa yormaya gerek yok, ancak bir il başkanının bu kadar yorulması beni üzdü o yüzden bu seçim işlerini altı aya yaymak gerekir. Son olarak il başkanlıkları ciddi zaman ve efor ister, bu göreve gelirken bunları bilmeniz gerekir. Performansınız yetmiyorsa o görevlere talip olmayacaksınız. Yine bir il başkanı hem de siyasette bende varım diyecek bir genel başkana sahip, neredeyse 24 saat görev aşkıyla Türkiye’yi karış karış geziyor. Parti teşkilatlarının açılışlarını gerçekleştiriyor. Bir genel başkan bu kadar çalışırken bir il başkanı iki gün üst üste aranmasına rağmen geri dönüş yapmıyor.  Tamam şimdi fındık sezonu belki bahçede olmuş olabilirsin ancak eve geldiğinde bir kontrol edip kim olursa olsun geri dönüş yapman gerekiyor. Eğer ben burada başaracağım diyeceksen, o da yanılmıyorsam liderinden güç alıp ben ilerlerim diyenlerden galiba. Bu ay Ordu’muza gelecek olan Anahtar Partisi Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun il başkanı ne yazık ki hala telefonlarımıza dönüş yapmadı.