Türkiye'de toplam doğurganlık hızı, son 11 yıldır aralıksız şekilde düşüş göstermeye devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu düşüş uzun vadede ülke nüfusunun yapısında önemli değişikliklere yol açabilecek nitelikte. Uzmanlar, bu eğilimin yalnızca nüfus artış hızını yavaşlatmakla kalmayacağını; aynı zamanda iş gücü, sosyal güvenlik sistemi ve sağlık harcamaları gibi pek çok alanda etkisini göstereceğini belirtiyor. TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin’in açıklamalarına göre, doğurganlıktaki gerileme devam ettiği takdirde Türkiye’nin ortanca yaşı önümüzdeki 40 yıl içinde 45’in üzerine çıkabilir.

TÜİK verileri, toplam doğurganlık hızının 2001 yılında 2,38 iken, 2014'ten itibaren düzenli bir düşüş trendine girdiğini gösteriyor. 2014 yılında 2,19 olan bu oran, 2024 itibarıyla 1,48’e kadar gerilemiş durumda. Nüfusun kendini yenileyebilmesi için gereken 2,1 oranının altında kalınması, uzmanlar tarafından dikkatle takip edilen bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar Uyarıyor: Demografik Yapı Kalıcı Şekilde Değişebilir

Doğurganlık hızındaki düşüşün uzun süre devam etmesi halinde Türkiye'nin, Avrupa Birliği ortalamasının da altına inebileceği ifade ediliyor. TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin, mevcut doğurganlık oranlarının "yüksek alarm" seviyesine ulaştığını belirterek, bu eğilimin 10 yıl daha devam etmesi durumunda geri dönüşü zor bir sürece girileceğini vurguluyor. Metin, yaşlı nüfus oranının artmasının sosyal güvenlik sistemini zorlayacağını ve yalnız yaşayan birey sayısının da hızla yükseldiğini ifade etti.

Metin ayrıca Türkiye'nin sezaryen doğum oranlarında dünya genelinde ilk sırada yer aldığını belirterek, geç evlilik ve sezaryen doğum nedeniyle çiftlerin ikinci veya üçüncü çocuk sahibi olmakta zorlandığını ifade etti. Türkiye'de her 5 haneden birinde yalnız bir bireyin yaşadığına dikkat çeken Metin, bu bireylerin yüzde 35’ini 55 yaş üzeri kadınların oluşturduğunu açıkladı.

"Türkiye Gittikçe Yaşlanan Bir Ülke Haline Geliyor"

Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Deniz Harp Okulu Dekanı Prof. Dr. Cemalettin Şahin, Türkiye’de yaşanan demografik değişimin yeni olmadığını ve bu sürecin yaklaşık 20 yıldır devam ettiğini ifade etti. Şahin, Cumhuriyet’in ilk yıllarında uygulanan nüfus politikalarıyla artış hedeflendiğini, ancak 1960’lı yıllardan itibaren nüfus planlamasına yönelik kampanyaların devreye girdiğini belirtti.

Şahin, günümüzde nüfusun yeniden artışı için yeni düzenlemelerin gerekliliğine dikkat çekerek, özellikle konut mimarisinin ve eğitim sisteminin bu dönüşüme uyum sağlayacak şekilde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin yaşlanan bir ülke haline geldiğini vurgulayan Şahin, tarım sektöründen sanayiye kadar pek çok alanda insan gücünün azaldığını, bu nedenle geleceğe yönelik topyekun bir seferberliğin şart olduğunu ifade etti.