Avrupa genelinde yapılan son araştırmalar, glokomun toplumda düşünüldüğünden çok daha yaygın olduğunu ve hastalığın çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini ortaya koydu. Özellikle İngiltere’de 40 yaş üstü bireylerde yapılan analizler, glokomla yaşayan kişi sayısının 1 milyonu aştığını gösteriyor. Göz içi basıncının artması sonucu optik sinirin hasar görmesiyle ortaya çıkan glokom, belirti vermeden ilerleyebildiği için birçok kişi bu durumu ancak ileri evrelerde öğreniyor.

Göz hastalıkları uzmanları, hastalığın "sessiz körlük" olarak tanımlanmasının nedeninin de bu olduğunu belirtiyor. Görme kaybı ortaya çıkana kadar belirti göstermemesi, glokomu riskli hâle getiriyor. Araştırmacılar, bu durumun sadece yaşla değil, yaşam tarzı, etnik köken ve genetik faktörlerle de ilişkili olduğunu vurguluyor.

Glokom Hangi Belirtilerle Ortaya Çıkabilir?

Glokomun erken evrelerinde genellikle belirti görülmez. Ancak hastalık ilerledikçe aşağıdaki belirtiler dikkat çekebilir:

  • Görme alanında daralma

  • Gece görüşünde zayıflama

  • Gözlerde hafif ağrı veya basınç hissi

  • Işığa karşı hassasiyet

Bu belirtiler çoğu zaman yaşlılık ya da yorgunlukla karıştırıldığı için teşhis gecikebiliyor. Oysa glokom erken teşhis edildiğinde uygun tedaviyle ilerlemesi yavaşlatılabiliyor.

Kimler Risk Altında?

Uzmanlara göre glokom riski yaşla birlikte artarken bazı gruplar daha fazla dikkat etmeli:

  • 50 yaş ve üzerindeki bireyler

  • Ailede glokom öyküsü olanlar

  • Diyabet gibi kronik hastalıkları bulunanlar

  • Afrika kökenli etnik gruplar

Glokom vakalarının yaklaşık %50’si hâlâ teşhis edilemeden ilerliyor. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri özellikle risk grubundakiler için büyük önem taşıyor.

Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

İsveç’te yapılan bir çalışmaya göre, 67 yaş üstü bireylerde düzenli göz taramaları yapılması, glokoma bağlı görme kayıplarını yarı yarıya azaltabiliyor. Göz sağlığı uzmanları, kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesinin, tarama programlarının yaygınlaştırılmasının ve özellikle yaşlı bireylerin teşvik edilmesinin sağlık sistemi üzerindeki yükü de azaltacağını belirtiyor.