Londra'daki King's College London ile Kanada'daki McMaster Üniversitesi'nden araştırmacılar, en agresif beyin tümörlerinden biri olarak kabul edilen glioblastomaya karşı geliştirilen yeni bir CAR-T hücre tedavisiyle dikkat çeken sonuçlar elde etti. Nature dergisinde yayımlanan çalışmada, laboratuvar ortamında geliştirilen tedavinin hayvan modelleri üzerindeki etkileri incelendi. Araştırmacılar, genetik olarak yeniden programlanan bağışıklık hücrelerinin yalnızca tümör hücrelerini değil, tümörü koruyan bağışıklık mekanizmasını da hedef aldığını belirtti. Çalışmada elde edilen bulguların gelecekte insanlarda yapılacak klinik araştırmalar için önemli bir temel oluşturabileceği ifade edilirken, uzmanlar tedavinin henüz deneysel aşamada olduğunun altını çiziyor. Bu nedenle yöntemin insanlar için güvenli ve etkili olup olmadığı ancak klinik çalışmaların tamamlanmasının ardından netlik kazanabilecek.
Hayvan Deneylerinde Yüzde 92 Başarı Elde Edildi
Araştırmada insan glioblastoma tümörünü taklit edecek şekilde oluşturulan hayvan modelleri üzerinde yeni CAR-T tedavisi uygulandı. Bilim insanlarının paylaştığı verilere göre tedavi uygulanan 13 denekten 12'sinde tümör tamamen ortadan kaldırıldı. Bu da yaklaşık yüzde 92'lik bir başarı oranına işaret ediyor.
Araştırmacılar ayrıca tedavi uygulanan deneklerin bir bölümünün dört ayı aşkın, diğer grubun ise beş aydan uzun süre tümör belirtisi olmadan yaşamını sürdürdüğünü bildirdi.
Tedavi Tümörü Koruyan Hücreleri De Hedef Alıyor
Çalışmada araştırmacılar, glioblastoma tümörü ile birlikte tümörü koruyan bağışıklık hücrelerinde bulunan GPNMB adlı proteini hedef alan yeni bir CAR-T hücresi geliştirdi. Bu sayede bağışıklık sistemi yeniden programlanarak hem kanser hücrelerine hem de tümörün büyümesini destekleyen bağışıklık ortamına karşı mücadele edecek şekilde tasarlandı.
Araştırmanın yazarları, glioblastomanın yalnızca tümör hücrelerinden oluşmadığını, onu çevreleyen bağışıklık sisteminin de hastalığın ilerlemesinde önemli rol oynadığını belirtiyor. Bu nedenle geliştirilen yeni yaklaşımın iki farklı hedefe aynı anda odaklanmasının önemli bir avantaj sağlayabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlar, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ancak tedavinin henüz insanlar üzerinde denenmediğini vurguluyor. Yöntemin klinik kullanıma girebilmesi için güvenlik ve etkinliğinin insanlarda yapılacak kapsamlı klinik araştırmalarla doğrulanması gerekiyor.

