Türkiye ekonomisinde döviz talebi, yüksek faiz, dış ticaret açığı ve artan üretim maliyetleri üzerinden yeni ekonomi önerileri gündeme taşındı. Ortaya konulan modelde bireysel yatırımcıların döviz işlemlerinden elde ettiği kazançların vergilendirilmesi, Uzak Doğu ülkelerinden yapılan bazı ithalatlara ek gümrük vergisi getirilmesi, akaryakıttaki vergi yükünün azaltılması ve temel gıda ürünlerinin daha düşük fiyatlarla satılmasını hedefleyen “Cumhur Reyonu” sisteminin kurulması öneriliyor. Modeli savunan görüşe göre Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 2,2 milyon şirket milyonlarca kişiye istihdam sağlarken üretim, ihracat, ithalat ve vergi ödemeleriyle ekonominin önemli bölümünü oluşturuyor. Buna karşılık bireysel yatırımcıların bankalarda tuttuğu dövizlerden sağladıkları kazançların vergilendirilme şeklinin yeniden ele alınması gerektiği ileri sürülüyor. Döviz talebini azaltacak vergi düzenlemelerinin hayata geçirilmesi halinde Türk Lirası üzerindeki baskının hafifleyebileceği ve Merkez Bankası’nın faiz indirimleri için daha geniş hareket alanına kavuşabileceği savunuluyor. Modelde ayrıca dış ticaret açığının azaltılması için Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore’den yapılan bazı ithalatlara yüzde 40’a varan ek vergi uygulanması öneriliyor.

Hazırlanan ekonomi modelinin merkezinde döviz ihtiyacının azaltılması yer alıyor. Türkiye’nin ithalat nedeniyle yüksek miktarda dövize ihtiyaç duyduğu, ihracattan sağlanan gelirin ise söz konusu ihtiyacın tamamını karşılamakta yetersiz kaldığı görüşü dile getiriliyor.

Döviz talebinin arttığı dönemlerde Türk Lirası üzerindeki baskının güçlendiği, kurdaki yükselişlerin üretimden ulaşıma kadar pek çok alanda maliyetlere yansıdığı ifade ediliyor. Modeli savunanlar, söz konusu döngünün vergi, dış ticaret ve üretim politikalarının beraber uygulanmasıyla değiştirilebileceğini düşünüyor.

Öneriler arasında bireysel döviz kazançlarının vergilendirilmesi de bulunuyor. Böyle bir düzenlemeyle dövize yönelmenin cazibesinin azaltılabileceği ve tasarrufların Türk Lirası cinsi yatırım araçlarına yönlendirilebileceği öne sürülüyor.

Kaynak metinde geçmiş yıllardaki kur hareketleri de söz konusu görüşe dayanak olarak gösteriliyor. 2021 yılında dolar kurunda kısa süre içerisinde yaşanan sert yükseliş ve ardından gelen gerileme hatırlatılarak döviz piyasasında daha güçlü mali tedbirlerin uygulanması gerektiği savunuluyor.

Çin Ve Uzak Doğu'dan İthalata Yüzde 40 Ek Vergi Önerisi

Ekonomi modelinin diğer ayağında Türkiye’nin bazı Uzak Doğu ülkeleriyle yaptığı dış ticaret bulunuyor. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore’den gerçekleştirilen ithalatın ihracattan çok daha yüksek olması nedeniyle ortaya çıkan dış ticaret açığının döviz ihtiyacını artırdığı ifade ediliyor.

Çözüm olarak söz konusu ülkelerden getirilen belirli ürünlere yüzde 40’a kadar ek gümrük vergisi uygulanması öneriliyor. Kritik ara malları ve yüksek teknoloji üretiminde kullanılan parçaların düzenlemenin dışında tutulması gerektiği belirtiliyor.

Ek gümrük vergisiyle hem ithalatın azaltılması hem de yerli üreticinin fiyat rekabetinde desteklenmesi hedefleniyor. Buradan sağlanacağı hesaplanan kamu gelirinin ise akaryakıttaki vergi yükünün azaltılmasında kullanılması öneriliyor.

Modelde benzin ve motorinden alınan ÖTV ile KDV’nin azaltılması yoluyla ulaşım ve lojistik maliyetlerinin aşağı çekilebileceği savunuluyor. Motorin fiyatının belirlenen seviyeye indirilebilmesi için devlet desteğinin de gündeme alınabileceği ifade ediliyor.

Akaryakıt fiyatlarında yaşanacak düşüşün taşımacılık maliyetlerinden üretime kadar geniş alana yansıyacağı, söz konusu etkinin tüketici fiyatları üzerinde de etkili olabileceği ileri sürülüyor.

Faiz gelirlerine uygulanan stopaj oranlarının artırılması da öneriler arasında bulunuyor. Böylelikle tasarrufların yalnızca faiz getirisine yönelmesi yerine üretim ve diğer yatırım alanlarına kaymasının teşvik edilebileceği savunuluyor.

55 Bin Market İçin Cumhur Reyonu Önerisi

Gıda fiyatlarının düşürülmesine yönelik öneriler arasında “Cumhur Reyonu” adı verilen sistem de yer alıyor. Modele göre Türkiye genelinde faaliyet gösteren zincir marketlerin belirli bölümleri temel gıda ürünlerinin uygun fiyatlarla satışına ayrılacak.

Marketlerin yaklaşık yüzde 10-15’lik bölümünde kurulması önerilen reyonlarda merkezi şekilde temin edilen temel ürünlerin sabit fiyatlarla tüketiciye ulaştırılması planlanıyor. Marketlerin söz konusu satışlardan sınırlı işletme payı alması öngörülüyor.

Her ilde kurulması önerilen depolar aracılığıyla bakkal ve pazarcılara da uygun fiyatlı ürün sağlanması hedefleniyor. Böylelikle temel gıdada üreticiden tüketiciye uzanan zincirde maliyetlerin azaltılabileceği savunuluyor.

Ortaya konulan ekonomi paketinin hedefleri arasında döviz talebinin azaltılması, Türk Lirası’nın değerinin korunması, dış ticaret açığının düşürülmesi ve faizlerin gerilemesi bulunuyor. Modeli savunan görüş, söz konusu adımların beraber uygulanması halinde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam tarafında iyileşme sağlanabileceğini ileri sürüyor.

Faiz ve enflasyonun kısa sürede hangi seviyeye gerileyebileceğine ilişkin kaynak metinde çeşitli tahminler yer alsa da söz konusu rakamlar bir ekonomik tahmin niteliği taşıyor. Gerçekleşecek sonuçlar; para politikası, küresel piyasa şartları, enerji fiyatları, döviz hareketleri, bütçe dengesi ve uygulanacak düzenlemelere bağlı olarak değişebilir.