İki haftadan uzun süren öksürüğün basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bu sürenin aşılması durumunda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtiyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, veremin grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılabildiğini, bu nedenle tanıda gecikmeler yaşanabildiğini ifade etti.
Verem, halk arasında yalnızca akciğerle ilişkilendirilse de, omurga, böbrek, beyin zarı, kemikler ve lenf bezleri gibi farklı organları da etkileyebiliyor. Hastalığın belirtileri arasında uzun süreli öksürük, halsizlik, hafif ateş ve gece terlemesi yer alıyor. Bu belirtiler özellikle hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde daha fazla göz ardı edilebiliyor.
Verem Tedavisi Mümkün, Ancak Düzenli Takip Şart
Verem, bakteriyel bir enfeksiyon olarak tanımlanıyor ve erken tanı ile tedavi edildiğinde kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde verem nedeniyle her yıl milyonlarca kişinin tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirten Karadağ, pandemi döneminde veremle mücadelede ciddi bir yavaşlama yaşandığını söyledi.
Türkiye’de ise Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı sayesinde vaka sayılarında büyük bir düşüş sağlandı. Verem tanısı alan hastalara ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz sağlanıyor. Tedavinin başından itibaren bulaştırıcılık birkaç hafta içinde azalıyor ancak tedavinin 6 ila 9 ay süresince düzenli bir şekilde tamamlanması gerekiyor. Aksi takdirde dirençli verem türleri ortaya çıkabiliyor.
Uzmanlar, özellikle gece terlemesi, kilo kaybı, göğüs ağrısı ve uzun süreli halsizlik yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden Aile Sağlığı Merkezlerine ya da Verem Savaş Dispanserlerine başvurması gerektiğini vurguluyor.

