İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte başlayan adli süreçte, soruşturma dosyasına ilişkin dikkat çeken detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor. Mahkeme tutanaklarına yansıyan iddialara göre, savcının HTS kayıtlarının yetersiz olduğunu ifade ettiği ve daha daraltılmış kayıtların “yetişmediğini” söylediği ileri sürüldü.

Soruşturmada HTS Kayıtları Tartışması

İmamoğlu’yla birlikte tutuklanan 51 kişinin avukatları, Sulh Ceza Hakimliği’ndeki ifadelerinde soruşturma dosyasındaki iletişim tespit (HTS) kayıtlarının delil niteliği taşımadığını savundu. Avukatların mahkeme tutanaklarına geçen beyanlarında, soruşturma savcısının bu kayıtların yetersiz olduğunu bizzat itiraf ettiğini öne sürdüler.

“HTS kayıtları oldukça geniş bir alana yayılmış durumda. Ancak delil niteliği taşıması için daraltılmış kayıtlar alınmalıydı. Sorduğumuzda, ‘yetişmedi’ yanıtını aldık. Bu, dosyanın sağlıklı bir şekilde hazırlanmadığını açıkça gösteriyor.”

Yetişmedi” Yanıtı Mahkeme Tutanaklarına Girdi

Avukatlar, savcının “daraltılmış HTS kayıtlarının neden toplanmadığı” sorusuna verdiği ‘yetişmedi’ yanıtının mahkeme tutanaklarına da geçtiğini belirtti. Hukukçular, bu ifadenin yalnızca zamanlama değil, aynı zamanda delil toplama sürecindeki eksikliklerin itirafı anlamına geldiğini savundu.

“2 kilometrelik yarıçapla alınan HTS verisinin bilimsel bir karşılığı yok. Söz konusu kişilerin gerçekten nerede bulunduğuna dair teknik analiz yapılmadan delil yaratılması, soruşturmanın adil yürütülmediğini gösteriyor.”

Delil Yoksa MASAK Raporuyla Tamamlandı

Bir diğer çarpıcı iddia ise MASAK raporlarıyla ilgili oldu. Avukatların aktardığına göre, savcılık yeterli delil bulunmadığı için MASAK raporlarını talep etti. Bu raporlar üzerinden oluşturulan şüpheyle gözaltı işlemlerinin yapıldığı ifade edildi.

“Delil bulunamadığı için MASAK’tan yardım alındı. Asıl olarak bu şüphe yapısı tutuklama için gerekçe sayıldı. Oysa tutuklama kararı için kuvvetli suç şüphesi gerekir, bu da mevcut değil.”

Avukatlar, tutuklamaların ve soruşturmanın niteliğini değerlendirirken bunun bir hukuk süreci olmaktan çıkıp siyasi bir zemine kaydığını iddia etti. Mahkeme önünde verdikleri ifadelerde şu cümleler yer aldı:

“Burada yaşananlar siyasi yargılamanın bir parçasıdır. Bilimsel temelden uzak, teknik delilden yoksun bir sürecin içindeyiz. Dosya oluşturulmuş değil; oluşturulmaya çalışılmıştır.”