Türkiye’de insan hakları ve adalet tartışmalarında önemli bir yere sahip olan Onur Yaser Can olayı, 2010 yılında İstanbul’da yaşanan bir gözaltı süreciyle başladı. Genç mimarın yaşadıkları ve ardından gelen trajik ölümü, yıllar süren davalarla birlikte kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Onur Yaser Can Olayı Nedir?

Onur Yaser Can, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu bir mimardı. İstanbul’da yaşamını sürdüren Can, 2010 yılında Harbiye’de “esrar satın aldığı” iddiasıyla gözaltına alındı.

Gözaltı sonrası ifadesi alınarak serbest bırakılan Can, kısa süre sonra tutanaklardaki eksiklik gerekçesiyle yeniden karakola çağrıldı. Bu süreçte yaşananlar, olayın seyrini değiştiren kritik gelişmeler arasında yer aldı.Dava dosyalarına yansıyan iddialar arasında, baskı altında ifade alındığı, bazı belgelerin zorla imzalatıldığı ve kötü muameleye maruz kalındığı yönünde beyanlar yer aldı. Ayrıca “çıplak arama” iddiaları da kamuoyunda geniş tartışmalara neden oldu.

Resmi kayıtlara göre Onur Yaser Can, 23 Haziran 2010 tarihinde yeniden karakola çağrıldığı gün bulunduğu yerin penceresinden atlayarak hayatını kaybetti. Bu olay, Türkiye genelinde büyük bir tartışma başlattı ve uzun süre gündemde kaldı.

Olayın ardından başlatılan yargı süreci yıllarca devam etti. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada bazı polis memurları hakkında “resmi belgeyi yok etme, bozma veya gizleme” suçlamaları yöneltildi.

Yargılama sürecinde farklı kararlar alınırken, ilk aşamada verilen bazı cezalar istinaf mahkemesi tarafından bozuldu. Yeniden görülen davada ise altı polis memuruna aynı suçtan 6’şar yıl hapis cezası verildi. Bu kararlar, hukuk çevrelerinde geniş tartışmalara yol açtı.Onur Yaser Can’ın ölümünün ardından ailesi uzun yıllar boyunca adalet mücadelesi verdi. Süreç içinde yaşanan gelişmeler, olayın yalnızca hukuki değil aynı zamanda toplumsal bir mesele olarak ele alınmasına neden oldu.

Kayıtlara göre, olaydan yıllar sonra anne Hatice Can yaşamını yitirirken, baba Mevlit Can da 2019 yılında hayatını kaybetti. Ailenin adalet arayışını ise kız kardeş Ezgi Can sürdürmeye devam etti.Onur Yaser Can olayı, Türkiye’de gözaltı uygulamaları, insan hakları ve adalet sistemi açısından önemli bir örnek olarak hafızalarda yer edinmeye devam ediyor.