Fatsa Doğa ve Çevre Derneği, Ordu’nun Fatsa ilçesinde faaliyet gösteren altın madeniyle ilgili yeni bir açıklamada bulundu. Dernek Başkanı Zeki Odabaşı, çevre kirliliğine ve sağlık sorunlarına neden olduğu ileri sürülen madencilik faaliyetlerine karşı hem bilimsel hem de hukuki mücadelelerinin sürdüğünü belirtti. Fatsa Adliyesi’nde görülen duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Odabaşı, maden yetkililerinin çevreyi kirletme suçlamasıyla 4. kez hakim karşısına çıktığını ve buna rağmen denetimsizlik sürecinin devam ettiğini söyledi.

Mahkemeye sunulan bilimsel raporlar ve resmi kurumlarca alınan numune analizlerine dikkat çeken Odabaşı, arsenik, cıva, kurşun ve kadmiyum gibi ağır metallerin sınır değerlerin üzerinde çıktığını vurguladı. Su ve toprakta tespit edilen bu maddelerin uzun vadeli etkilerinin tarım, içme suyu ve insan sağlığı üzerinde geri dönülmez sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

Bilimsel Bulgular ve Mahkeme Kararları Yoksayılıyor

Odabaşı, açıklamasında 2013 ve 2020 tarihli Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarının, bilirkişi tespitleriyle çeliştiğini, buna rağmen ruhsat ve kapasite artışı için yeni başvurular yapıldığını aktardı. Fatsa’daki maden sahasına ilişkin daha önce mahkemeden çıkan ruhsat iptali ve ÇED iptali kararlarının Danıştay tarafından onaylandığını hatırlatan Odabaşı, “2022 yılında kapasite artışı talebi kirlilik nedeniyle reddedildi. Ancak bakanlık ve il müdürlüğü kararları uygulamadı, denetim yapılmadı. Bilimsel veriler ortadayken bu suskunluk nasıl izah edilebilir?” diyerek tepkisini dile getirdi.

Ağır metal birikiminin sadece çevreyi değil, bölge halkının sağlığını da doğrudan etkilediğini savunan Odabaşı, özellikle bazı köylerde yumuşak doku kanserine bağlı ölüm oranlarının arttığını, içme suyu ve tarım alanlarının olumsuz etkilendiğini belirtti. Derede yaşayan tatlı su balıklarının ise yok olduğu ifade edildi.

Fındık, Su ve Yaşam Hakkı İçin Mücadele Sürüyor

Altın madeni projesine karşı yıllardır mücadele verdiklerini söyleyen Odabaşı, köylülerin ve çevre savunucularının “bilim ve hukuk” temelinde hareket ettiğini belirtti. “Bir tarafta doğasını, fındığını ve yaşam hakkını savunan halk var; diğer tarafta mahkeme kararlarına ve bilimsel gerçeklere rağmen faaliyetlerine devam eden şirket ve destekçileri” şeklinde konuştu.

Köylülerin, ÇED raporlarında yer alan ifadelerle arazilerini satmaya zorlandığını, yaşadıkları bölgede ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerini ifade eden Odabaşı, mücadeleyi bırakmayacaklarını söyledi. Tüm hukuki yolları kullanarak altın madeni faaliyetlerinin durdurulması için kamuoyunu bilgilendirmeye ve bilimsel verileri paylaşmaya devam edeceklerini aktardı.