Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 2026 yılında geçerli olacak asgari ücrete ilişkin taleplerini düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Asgari ücret belirleme sürecine doğrudan katılmayan konfederasyonlardan biri olan DİSK, işçilerin insanca yaşam koşullarına ulaşabilmesi için ücretlerin buna göre düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, iki kişinin çalıştığı bir haneye en az yoksulluk sınırı kadar gelir girmesi gerektiğini ifade ederek, asgari ücretin bu gerçeklik dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Toplantıda, DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan Asgari Ücret Raporu da sunuldu. Raporda, Türkiye’de yaklaşık 9,5 milyon çalışanın asgari ücret ve civarında gelirle yaşamaya çalıştığı belirtildi. Bu durumun asgari ücretin artık yalnızca düşük gelirli bir kesimi değil, çalışanların büyük bölümünü ilgilendirdiğini ortaya koyduğu ifade edildi.

DİSK’ten Somut Öneri: Asgari Ücret Kişi Başına GSYH’ye Endekslensin

DİSK’in sunduğu raporda öne çıkan somut önerilerden biri, asgari ücretin Kişi Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (KB GSYH) belirli bir oranına, örneğin yüzde 60’ına endekslenmesi oldu. Bu yöntemin hayata geçirilmesiyle, çalışanların gelir düzeyinin ekonomik büyümeden doğrudan etkilenmesi amaçlanıyor. Örneğin, 2025 yılı için aylık ortalama kişi başına GSYH beklentisi 60 bin TL olarak öngörüldüğünde, net asgari ücretin bunun yüzde 60’ı olan 36 bin TL’den az olmaması gerektiği belirtiliyor. Bu önerinin 2026 yılı için de geçerli olması gerektiği vurgulandı.

DİSK’ten Asgari Ücret İçin 9 Maddelik Talep Listesi

Toplantıda dile getirilen diğer önemli talepler ise dokuz başlık altında toplandı. DİSK’e göre asgari ücret belirlenirken sadece enflasyon değil, toplu pazarlık düzeyi, genel ücret seviyesi ve ekonomik büyüme gibi unsurlar da dikkate alınmalı. Ayrıca, asgari ücret yalnızca çalışan birey için değil, bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin geçimini de sağlayabilecek düzeyde olmalı.

Raporda, asgari ücretin yılda en az iki kez güncellenmesi gerektiği belirtilirken, açlık ve yoksulluk sınırlarıyla uyumlu olması gerektiği vurgulandı. Gelir ve vergi adaletinin sağlanması, sadece işverenlere değil, işçilere de SGK prim desteği verilmesi ve net ücretlerin artırılması önerileri de dikkat çekti. Öte yandan, kamu ve özel sektör arasında oluşan ücret farklarının giderilmesi gerektiği, en düşük emekli maaşının da asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiği ifade edildi.