Paris Haute Couture Haftası bu sezon sessiz bir atmosferde geçiyor. Moda dünyasının ikonik isimlerinden Dior, Valentino ve Jean Paul Gaultier gibi önde gelen markaların defile takviminden çekilmesi, haftanın genel dinamiğini önemli ölçüde etkiledi. Moda eleştirmenlerinin ve haute couture tutkunlarının gözleri, bu eksikliğin yaratacağı boşluğa çevrilmişken, dikkatler yüksek mücevher markalarının sunduğu göz kamaştırıcı koleksiyonlara kaydı.
Dior’un bu sezon takvimde yer almama kararı, Maria Grazia Chiuri’nin modaeviyle yollarını ayırmasının ardından geldi. Yeni kreatif direktör Jonathan Anderson’ın odak noktasını erkek giyimi üzerine kurması, markanın couture sahnesinden bu sezon için çekilmesine neden oldu. Valentino da benzer bir şekilde ara verme kararı aldı. Jean Paul Gaultier ise kurucusunun mirasını devralan Duran Lantink’in ardından konuk tasarımcılar aracılığıyla yürütülen couture koleksiyon stratejisini askıya aldı. Balenciaga cephesinde ise kreatif direktör Demna'nın son koleksiyonuyla sahneye çıkması bekleniyor; çünkü tasarımcı, Kering bünyesindeki Gucci'nin kreatif liderliğine geçmeye hazırlanıyor.
Couture sahnesinin alışılmadık ölçüde sessiz kalması, Paris’in haute joaillerie olarak bilinen yüksek mücevher haftasını ön plana çıkardı. Chanel, Damiani, Sahag Arslanian ve Christine Chen gibi lüks markalar, Paris’in prestijli salonlarında büyüleyici koleksiyonlarını sergileyerek sezonun parlayan yıldızları haline geldi. Özellikle Chanel’in geçtiğimiz Kasım ayında hayatını kaybeden tasarımcısı Patrice Leguéreau’nun imzasını taşıyan son koleksiyonu, zarafet ve ustalığın zirvesi olarak gösteriliyor. "Chanel'in Kanatları" adlı 11 milyon euro değerindeki pırlanta kolye gibi parçalar, haute couture defilelerinin eksikliğini adeta telafi etti.
Haftanın bir diğer dikkat çeken etkinliği ise Balenciaga’nın Kering’in Laennec binasında düzenlediği retrospektif sergi oldu. “Demna’dan Balenciaga” başlıklı sergide, Gürcistan doğumlu tasarımcının 2015-2025 yılları arasında markada yarattığı 101 ikonik tasarım sergilendi. Sergi, sadece modaseverler için değil, sektör profesyonelleri için de önemli bir arşiv niteliği taşıyor ve 9 Temmuz’a kadar açık kalacak.
Moda takviminin ağırlığını omuzlayan markalar arasında Balenciaga'nın yanı sıra Chanel, Celine ve Armani Privé de yer aldı. Özellikle Celine’de Michael Rider’ın ilk defilesi büyük ilgiyle karşılandı. Selefi Hedi Slimane’ın Celine’i yıllık 2 milyar euro satış hacmine ulaştırmasının ardından, Rider’ın üstleneceği misyon oldukça iddialı olarak değerlendiriliyor.
Eleştirmenlerin gözünden kaçmayan bir diğer unsur ise Iris Van Herpen ve Viktor & Rolf gibi avangard tasarımcıların yanı sıra Elie Saab ve Giambattista Valli gibi klasikçilerin defilelerinin, haute couture takviminin sanat ve el işçiliği bakımından değerini koruduğunu göstermesi oldu. Ayrıca Ashi Studio, Yuima Nakazato ve Julie de Libran gibi yükselen yeteneklerin sahne alması, yeni kuşak tasarımcıların couture sahnesinde daha fazla söz sahibi olacağının sinyallerini verdi.
Haftanın son gününe kadar sürecek resmi takvimde toplam 24 moda evi yer alırken, bu sezonun en büyük eksikliği olarak Dior, Valentino ve Gaultier'in yokluğu öne çıkıyor. Ancak mücevher dünyasının sunduğu alternatif gösteriler ve etkileyici koleksiyonlar sayesinde Paris, bu boşluğu şıklık ve zarafetle doldurmayı başardı.



