Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Barış ve Adalet İçin Ortak Yol” başlıklı makalesi, Çin’in en büyük gazetelerinden People’s Daily’de Çince ve İngilizce olarak yayımlandı. Erdoğan, yazısında Türkiye’nin barışa yönelik dış politika yaklaşımını detaylandırırken, bölgesel ve küresel krizlerde oynadığı arabulucu rolünü de vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tarih boyunca medeniyetleri birleştiren bir köprü olduğunu ifade ederek, dış politikanın temelinde güven tesis etmek, iletişimi sürdürmek ve krizleri çözme iradesi göstermek olduğunu belirtti. Bu yaklaşımla, hem bölgesel hem de küresel istikrara katkı sağlandığını, barış ve diyalog için büyük çaba gösterildiğini aktardı.
Rusya-Ukrayna Savaşı'na değinen Erdoğan, Karadeniz Tahıl Girişimi örneğini vererek Türkiye’nin milyonlarca insanın gıda güvenliğini sağladığını hatırlattı. Türkiye'nin Antalya ve İstanbul'da barış görüşmelerine ev sahipliği yaptığını, insani koridorların açılmasına ve esir takaslarına aracı olduğunu anlattı. Temmuz 2025’te İstanbul’da yeniden başlayan görüşmelere de dikkat çeken Erdoğan, “Savaşın kazananı, adil bir barışın kaybedeni olmaz” diyerek barış diplomasisinin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı.
Makalede Gazze'deki trajediye de özel yer ayrıldı. Erdoğan, “Gazze konusunda Türkiye’nin tavrı nettir” diyerek sivil halkın güvenliğine, kesintisiz insani yardıma ve kalıcı ateşkese yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Türkiye'nin bu süreçte hem sahada yardım eli uzattığını hem de diplomasi yürüttüğünü aktaran Erdoğan, “1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan tam bağımsız ve egemen bir Filistin devleti kurulmadan kalıcı barışın sağlanması mümkün değildir” dedi.
Erdoğan ayrıca, bölgesel barışın sadece siyasi değil, ekonomik, kültürel ve altyapı boyutlarıyla da desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, enerji iş birlikleri ve kültürel değişimlerin güveni pekiştiren yapılar olduğunu söyledi. Türkiye’nin bu anlamda hem insani yardım kapasitesini artırdığını hem de çok taraflı platformlarda çözüm üreten bir aktör olarak konumlandığını ifade etti.
31 Ağustos - 1 Eylül 2025 tarihlerinde Çin’in Tianjin kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Teşkilatı (ŞİÖ) 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, bu zirvenin Türkiye için bölgesel ve küresel meselelerde görüş bildirme açısından önemli bir platform olduğunu söyledi. Türkiye’nin burada adalet, hakkaniyet ve daha kapsayıcı bir küresel düzenin kurulması gerektiğini vurgulayacağını açıkladı.
Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilere de değinen Erdoğan, iki ülkenin Asya kıtasının doğu ve batı uçlarında yer alan iki köklü medeniyetin temsilcisi olduğunu belirtti. 1971’den bu yana süren diplomatik ilişkilerin istikrarlı biçimde geliştiğini, kazan-kazan anlayışıyla iş birliğini ilerletmeye büyük önem verildiğini ifade etti.
Zirve marjında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşeceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu görüşmenin güvenin pekiştirilmesi ve ikili ilişkilerin derinleştirilmesi açısından önemli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı makalesini şu sözlerle noktaladı:
“Geçmişten aldığımız güç ve tecrübeyle bugünü şekillendiriyor; yarını ise barış, güven ve iş birliği temeli üzerinde inşa ediyoruz. Attığımız her adım, bölgemizden başlayarak dünyaya yeni ufuklar açmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin öncü bir aktör olduğu uluslararası toplumun ortak vicdan ve müşterek çıkarlar etrafında birleşmesi, daha adil ve müreffeh bir dünyanın kapılarını açacaktır.”

