ABD yönetimi, Suriye merkezli silahlı grup Hayat Tahrir el-Şam'ı (HTŞ) resmen yabancı terör örgütleri listesinden çıkardı. 23 Haziran tarihli karar, 7 Temmuz 2025 itibarıyla federal kayıt sisteminde yayımlandı. Bu gelişme, uluslararası kamuoyunda dikkat çekerken özellikle Orta Doğu'daki dengeler açısından tartışmalara yol açtı.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, HTŞ’nin son yıllarda El Kaide ile bağlantılarını azalttığı, Suriye'nin kuzeybatısındaki faaliyetlerinin giderek daha çok yerel güvenlik ve yönetim eksenli hale geldiği belirtildi. Bu çerçevede, HTŞ’nin 2018 yılında eylem birliğine son verdiği El Kaide bağlantısının, liste revizyonunda etkili olduğu ifade edildi.
HTŞ, 2017 yılında ABD tarafından “Yabancı Terör Örgütü” (FTO) olarak ilan edilmişti. Aynı zamanda bireysel ve kurumsal yaptırımların uygulandığı “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Teröristler” (SDGT) listesinde de yer alıyordu. Yeni kararla birlikte her iki listeden de çıkarılmış oldu.
ABD Hazine Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın koordinasyonunda alınan bu karar, Suriye’nin kuzeybatısındaki insani yardımların önünü açma ve HTŞ’nin kontrolündeki bölgelerde istikrar sağlanmasını destekleme politikalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Ancak bu yaklaşım, bölgedeki diğer aktörler tarafından temkinli karşılandı.
Washington yönetimi, kararın HTŞ’yi “meşrulaştırmak” anlamına gelmediğini, ancak örgütün uluslararası terör bağlantılarından uzaklaşması ve yerel bir aktör haline gelmesi nedeniyle statü güncellemesine gidildiğini vurguladı.
Öte yandan karar, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok başkentte yankı buldu. Avrupa Birliği, HTŞ’nin geçmişteki cihatçı faaliyetleri ve insan hakları ihlalleri nedeniyle karara temkinli yaklaştı. Uluslararası insan hakları örgütleri ise, HTŞ’nin kontrol ettiği bölgelerde ifade özgürlüğü ve kadın hakları başta olmak üzere çeşitli ihlallere imza attığı yönündeki raporların göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
ABD'nin bu adımı, Suriye'nin kuzeybatısındaki dengeleri değiştirebilecek yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kararın pratik etkileri, özellikle insani yardım kuruluşlarının HTŞ'nin kontrolündeki İdlib ve çevresine yönelik planlamalarında belirleyici olacak.

