Son günlerde etkisini artıran sağanak yağışlar sonrası Ünye–Niksar yolu çevresinde yaşanan heyelan, aslında hepimize küçük ama anlamlı bir hatırlatma yaptı.
Özellikle eğimli arazilerde yükselen çok katlı binalar ve devam eden inşaat sahaları…
Bugün bazı şantiyelerde minik derelerin özgürce dolaştığı, temel ve zeminlere adeta “misafir değil ev sahibi” gibi giren yağmur sularının olduğu gözlemlendi. Yer yer toprağın sabrının taştığı, küçük kaymaların başladığı da görüldü.

Unutmayalım:
Eğimli arazi, “nasıl olsa durur” diyerek değil;
“Ben buradayım, tedbirini al” diyerek konuşur.
Yağmur romantiktir ama temel hesabı bilmez.
Toprak sessizdir ama ihmali affetmez.

Bu nedenle;
Yeterli drenaj sistemlerinin kurulması,
İstinat duvarlarının mühendislik esaslarına göre yapılması,
Şantiye alanlarında su tahliye kanallarının oluşturulması,
Temel ve perde izolasyonlarının eksiksiz uygulanması
bir tercih değil, zorunluluktur.
Buradan hem yapı sahiplerine hem de eğimli arazilerde inşaat yapan müteahhitlere naçizane bir hatırlatma:
Beton güçlü olabilir, ama su sabırlıdır.
Ve sabırlı olan çoğu zaman kazanır…
Ayrıca bu yapıların çevresinde yaşayan kıymetli komşularımızın da olası riskleri gözlemlemesi, yetkililere bildirmesi ve tedbir konusunda ısrarcı olması hepimizin güvenliği içindir.

Temennimiz;
Yağmurun bereket, toprağın huzur getirmesi…
İhmalin değil, tedbirin konuşulmasıdır.
Çünkü bina yükseltmek maharettir;
Ama güvenle ayakta tutmak marifettir.