Tarımsal üretimi planlı hale getirmek amacıyla teşvik edilen sözleşmeli üretim modeli, birçok üretici için ciddi bir finansal çıkmaza dönüşmüş durumda. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) düşülen “sözleşmeli üretim” ibaresi nedeniyle, bankalar bu üreticilere kredi vermekten kaçınıyor. Banka kredisi alamayan çiftçiler, tarımsal girdi ihtiyaçlarını sadece sözleşme imzaladıkları şirketlerden karşılayabiliyor. Bu durum, üreticiyi borçlandırarak bağımsız karar alma yetisini ortadan kaldırıyor. Çiftçiler kendi arazilerinde çalışmaya devam etse de, üretim sürecinin tüm kontrolü artık şirketlerin elinde bulunuyor. Üretimden elde edilen gelirler ise çoğunlukla borçlara ve girdi maliyetlerine gidiyor.

Bankalar Kredi Vermiyor, Çiftçi Şirketin Borç Döngüsüne Mahkûm Oluyor

Son dönemde binlerce üretici, tarımsal faaliyetleri için bankalardan destek almak istese de ÇKS belgelerindeki “sözleşmeli üretim” ibaresi nedeniyle ret yanıtı alıyor. Banka yetkilileri, bu çiftçilerin tarlalarında şirket şerhi bulunduğunu belirterek, “Risk sizin değil, şirketin. Kredi için ona başvurun” cevabını veriyor. Bu yaklaşım, çiftçinin finansal özgürlüğünü sınırlandırıyor ve şirketlerin sunduğu avans sistemine bağımlı hale getiriyor. Gübre, tohum, ilaç gibi temel girdileri şirketten borçla alan üretici, hasat öncesinden borçlu duruma düşüyor.

Sözleşmeli üretim kapsamında çalışan çiftçiler, hasat zamanı ürünlerini serbest piyasaya değil, sözleşme yaptıkları şirkete satmak zorunda kalıyor. Şirketin belirlediği fiyat üzerinden yapılan satışta, elde edilen gelir çoğunlukla alınan borçlara ve girdi maliyetlerine gidiyor. Bu tablo, üreticinin elinde birikim yapacak ya da bir sonraki sezonu rahatlatacak bir kaynak bırakmıyor. Üreticiler, bu yapının sürdürülemez olduğunu ve kamu bankalarının özel kredi destekleri sunması gerektiğini ifade ediyor.