Yeni doğan bebeklerde görülebilen doğuştan kalp hastalıkları, henüz anne karnındaki gelişim sürecinde başlıyor. Uzmanlara göre her 100 bebekten biri bu sağlık sorunuyla dünyaya geliyor. Belirtiler arasında yer alan morarma, tıbbi adıyla “Fallot Tetralojisi” gibi hastalıkların göstergesi olabilirken, bu durum halk arasında “mavi bebek hastalığı” olarak biliniyor. Bu nedenle ailelerin belirtileri erken fark etmesi, düzenli kontrolleri aksatmaması ve gerekli durumlarda uzman hekim desteği alması büyük önem taşıyor.
Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ceyran, doğumsal kalp hastalıklarının tanı ve takip sürecine dair önemli bilgiler paylaştı. Özellikle aile öyküsünde kalp hastalığı olanlar ve 35 yaş üzeri gebeliklerde riskin daha yüksek olduğunu belirten Ceyran, bu gruptaki gebelerin ayrıntılı fetal ekokardiyografi yaptırmasının şart olduğunu söyledi. Kalp anomalisi saptanan bebeklerin doğumlarının mutlaka çocuk kardiyoloji ve kalp cerrahisi bölümleri bulunan hastanelerde gerçekleştirilmesi gerektiğini de vurguladı.
Prof. Dr. Ceyran’a göre mavi bebek hastalığı ve benzeri doğumsal kalp sorunlarında 5 belirtiye dikkat etmek gerekiyor:
Morarma: Dudaklarda, tırnaklarda ya da ciltte gözlenen mavi-mor renk değişiklikleri kandaki oksijen düşüklüğüne işaret eder.
Nefes alma zorluğu: Hızlı nefes alıp verme, göğüs kafesinin içe çekilmesi gibi durumlar kalp kaynaklı olabilir.
Beslenme sorunları: Bebek emerken çabuk yoruluyor, az süt alıyor ya da kilo alamıyorsa kalple ilgili bir durumdan şüphelenilmelidir.
Huzursuzluk ve halsizlik: Sürekli ağlayan veya çok sessiz, halsiz bebekler dikkatle izlenmelidir.
Kilo alımında gerilik: Bebeğin büyüme eğrisi normların altındaysa bu durum kalp hastalıklarının işareti olabilir.
Ayrıca kalpte ritim bozukluğu, üfürüm, bayılma, bilinç kaybı, soğuk terleme ve ani solgunluk gibi belirtiler de pediatrik kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Morarma ile birlikte kusma ya da nefes darlığı yaşanması halinde ise acil müdahale gerekebilir.
Prof. Dr. Ceyran, ailelerin bilinçli olması gerektiğini vurgulayarak, doğumsal kalp hastalığı öyküsü bulunan ailelerde bebeklerin daha yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca bu bebeklerde enfeksiyonlara karşı hassas olunmalı, doktorun önerdiği aşılar ihmal edilmemelidir. RSV gibi solunum yolu virüslerinden korunmak, kalp hastalığı olan bebekler için hayati önem taşır.
Bugün gelişen teknoloji ve tıbbî imkanlarla, doğuştan kalp hastalıklarının büyük çoğunluğu başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Girişimsel kardiyolojik yöntemler ve gerekli durumlarda yapılan kalp ameliyatları sayesinde, çocuklar sağlıklı bir yaşama kavuşabiliyor.

