Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 6,1 büyüklüğünde meydana gelen deprem, hem il genelinde hem de İstanbul, Bursa ve Kocaeli gibi çevre illerde hissedildi. Sarsıntı sonucu 1 kişi yaşamını yitirirken, 29 kişi yaralandı. Deprem sonrası bölgede 200’den fazla artçı meydana geldi, 16 bina yıkıldı. Jeolojik verilere göre deprem 11 kilometre derinlikte gerçekleşti. Uzmanlar, Balıkesir ve çevresindeki depremlerin tarih boyunca genellikle 10-15 kilometre gibi sığ derinliklerde meydana geldiğine dikkat çekiyor.
Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Süleyman Pampal, Balıkesir’deki depremin öncü şok, ana şok ve artçı sarsıntılardan oluşan nadir bir deprem süreci olduğunu belirtti. Pampal, dünyada bu tür depremlerin yalnızca yüzde 1 oranında görüldüğünü, Türkiye’de ise çok daha ender yaşandığını söyledi. Örnek olarak 1995 Dinar Depremi, son yıllarda Denizli’de yaşanan sarsıntılar ve 23 Nisan’da İstanbul’da hissedilen depremi gösterdi.
Prof. Dr. Pampal, bölgedeki depremlerin sığ olmasının sebebini Batı Anadolu’nun jeolojik yapısına bağladı. Kuzey-güney yönlü çekme gerilmeleri nedeniyle kabuğun inceldiğini, bu durumun normal fayların etkin olmasına yol açtığını ifade etti. Bu nedenle depremler sık yaşanıyor ve yüzeye oldukça yakın meydana geliyor. Pampal, bu özellik nedeniyle merkez üssüne yakın bölgelerde hasar potansiyelinin yüksek olduğunun altını çizdi.
Doğu Anadolu ile Batı Anadolu arasındaki farkı da açıklayan Pampal, doğuda Afrika ve Anadolu levhalarının çarpışması sonucu kabuğun kalınlaştığını, bu yüzden depremlerin daha derin ve çoğunlukla daha yıkıcı olduğunu belirtti. Batı Anadolu’da ise kabuk ince olduğu için depremler sığ gerçekleşiyor.
Balıkesir’deki deprem sonrası kırılan fay parçasının yaklaşık 25-30 kilometrelik bir segment olduğunu aktaran Pampal, bölgede 6-7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip başka faylar bulunduğunu, bu nedenle “büyük deprem beklenmiyor” yorumlarının doğru olmadığını ifade etti. Artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceğini ve benzer büyüklükte depremlerin sürpriz olmayacağını vurguladı.
Pampal ayrıca zeminin deprem etkisini artıran en önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi. Alüvyal zeminler, deprem ivmesini 3-4 katına çıkarabiliyor. İzmir’de yaşanan Sisam Depremi’ni örnek göstererek, zeminin deprem şiddetini merkez üssündeymiş gibi hissettirebildiğini dile getirdi. Batı Anadolu’da birçok yerleşim alanının ova tabanlarında kurulu olduğunu, bunun ciddi risk oluşturduğunu ve kentsel dönüşüm çalışmalarında bu gerçeğin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.

