“Suça sürüklenen çocuklar” başlığı yeniden Meclis gündemine taşındı. Maraş’ta yaşanan okul saldırısının ardından çocuk adalet sistemine yönelik tartışmalar hız kazanırken, Meclis Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu’nda dikkat çeken değerlendirmeler yapıldı. Hasan Uğurlu, mevcut sistemde en zayıf halkanın verilen tedbir kararlarının sahada karşılık bulmaması olduğunu söyledi. Çocuklara yönelik eğitim, sağlık, danışmanlık ve bakım tedbirlerinin çoğu zaman uygulandığını ancak sonuçlarının ölçülmediğini belirten Uğurlu, alınan kararların çocuğun hayatında değişim oluşturup oluşturmadığının takip edilmediğini ifade etti. Komisyon görüşmelerinde, sistemin yeniden yapılandırılması ve ailelerin sürece daha etkin şekilde dahil edilmesi gerektiği dile getirildi.

Tedbirler Uygulanıyor Ancak Sonuç İzlenmiyor

Hasan Uğurlu, verilen eğitim tedbirlerinin çocuğun okula devam edip etmediğini ya da yeniden suça yönelme riskinin azalıp azalmadığını ortaya koyacak bir mekanizma bulunmadığını kaydetti. Bu durumun uygulamaları şekli bir sürece dönüştürdüğünü ifade eden Uğurlu, ölçme ve değerlendirme sisteminin eksikliğine dikkat çekti.

Mevcut uygulamada, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında hakimler eğitim, sağlık, danışmanlık ve bakım olmak üzere dört farklı tedbir kararı verebiliyor. Örneğin okula devam etmeyen bir çocuk için eğitim tedbiri uygulanıyor ve ilgili kurumlara bildirim yapılıyor. Ancak aileler çağrılara yanıt vermediğinde kurumların yaptırım uygulama yetkisi bulunmuyor.

Ailelere Yaptırım Düzenlemesi Gündemde

Uğurlu, mahkemelerin tedbir kararlarının uygulanması için aileleri çağırdığını ancak çoğu zaman bu çağrıların karşılıksız kaldığını belirtti. Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesi kapsamında aile yükümlülüğünün ihlali suçundan yapılan başvuruların uzlaşmaya tabi olması ve ağır yaptırım içermemesi nedeniyle caydırıcı olmadığı ifade edildi.

Çözüm önerisi olarak, Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan tedbirlerin yerine getirilmemesi halinde ailelere yönelik daha etkili yaptırımlar getirilmesi gerektiği dile getirildi. Ayrıca bazı durumlarda devletin doğrudan devreye girerek çocuğun tedbirlere yönlendirilmesinin de değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

Komisyonda yapılan değerlendirmelerde, çocuk adalet sisteminin ölçülebilir, denetlenebilir ve sonuç odaklı bir yapıya kavuşturulması gerektiği vurgulandı. Her çocuk için uygulanan tedbirin ayrı ayrı izlenmesi, gerektiğinde değiştirilmesi ya da sonlandırılması yönünde bir takip mekanizmasının oluşturulmasının önemine dikkat çekildi.