İngiltere'nin Birmingham kentinde yer alan Kadın ve Çocuk Hastanesi'nde gerçekleşen olay, sağlık hizmetlerinde denetim ve şeffaflık konularını yeniden gündeme taşıdı. Karaciğer nakli sonrası kontrol altına alınan 3 yaşındaki Aarav Chopra, biyopsi işlemi sırasında yapılan ciddi bir hata nedeniyle hayatını kaybetti. Soruşturma sonucunda biyopsiyi gerçekleştiren kişinin dördüncü sınıf bir stajyer doktor olduğu ve bu detayın aileye bildirilmediği ortaya çıktı.

Biyopsi işlemi sırasında stajyer doktorun atardamarı delmesiyle birlikte Aarav’ın göğüs boşluğunda ciddi bir iç kanama oluştu. Bu kanama nedeniyle kalbi yaklaşık 30 dakika boyunca durdu ve vücuduna yeterince oksijen gitmeyince ciddi beyin hasarı meydana geldi. Ardından yoğun bakımda tutulmasına rağmen küçük çocuk hayatını kaybetti.

Soruşturma: “Planlama Eksik, Müdahale Gecikti”

Olayı inceleyen adli tıp yetkilisi Louise Hunt, biyopsi öncesi yetersiz planlama yapıldığını, kanamanın yeterince ciddiye alınmadığını ve gerekli müdahalenin geciktiğini tespit ettiklerini açıkladı. Hastane yönetiminin de stajyer doktorun yetkinliği konusunda gerekli bilgiyi aileye vermediği ortaya çıktı.

Aarav'ın ebeveynleri Kishore ve Amrita Chopra, biyopsiyi gerçekleştirecek kişinin bir stajyer olduğunu yalnızca olaydan dokuz ay sonra bir yönetim toplantısının video kaydını izleyince öğrendi. Aile bu detayın bilerek gizlendiğini ve oğullarının güvenliğinin yeterince önemsenmediğini savunarak hastaneye dava açtı.

Chopra ailesi, oğullarının ölümünün ağır ihmal sonucu yaşandığını belirterek, “Onu test için hastaneye götürdüğümüzde bir daha dönmeyeceğini düşünmedik. Aarav hayat dolu, umutlu bir çocuktu. Ölümü önlenebilirdi” ifadelerini kullandı.

Ailenin avukatı Catherine Lee de yaptığı açıklamada, “Soruşturma ciddi planlama hataları ve ihmal olduğunu net şekilde ortaya koydu. Bu konuda hesap verilmesi için hukuki mücadele başlattık” dedi.

Birmingham Kadın ve Çocuk Hastanesi Vakfı Başhekimi Dr. Satish Rao ise yaptığı açıklamada, verilen sağlık hizmetinin beklenen standartları karşılamadığını kabul ederek, “Bu olay nedeniyle derin üzüntü duyuyoruz. Aarav’ın ailesine başsağlığı diliyoruz. Yaşananlardan ders çıkararak süreçlerimizi gözden geçiriyoruz” dedi.

Aarav’ın ailesi, benzer durumların yaşanmaması için kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti. “Oğlumuzun hikayesi başka çocukların hayatını kurtarırsa, onun anısını yaşatmış oluruz” sözleriyle davalarının arkasında olduklarını vurguladı.