Eskişehir’in Tepebaşı ilçesinde, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan 500 yıllık el sanatı Sivrihisar incili küpesi, sadece iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Bu zanaatın önemli temsilcilerinden biri olan 56 yaşındaki Erkan Gürol, genç yaşta çırak olarak başladığı mesleğini bugün kendi atölyesinde sürdürüyor. Geleneksel sanatlar arasında yer alan incili küpe yapımı, sabır ve dikkat isteyen uzun bir süreç gerektiriyor. Gürol, aynı zamanda bu sanatı oğluna da öğretmeye çalışarak geleceğe taşımayı hedefliyor.
Her biri 186 parçadan oluşan, coğrafi işaret tescilli Sivrihisar incili küpesi, tamamen el işçiliğiyle hazırlanıyor. Altının eritilmesinden mikron ayarlarına, tellerin şekillendirilmesinden kaynaklama ve inci yerleştirme işlemlerine kadar her aşama titizlik istiyor. Kullanılan malzemeler 13 mikron kalınlığında işleniyor, bu da bir gazete kâğıdından bile daha ince bir düzeye karşılık geliyor. Küpe yapımı sırasında kullanılan teller ise 25 ila 30 mikron arasında değişiyor.
Erkan Gürol, bu sanatın herkesin yapabileceği bir iş olmadığını vurguluyor. Küpe üretiminde yalnızca el becerisi değil, aynı zamanda göz estetiği ve dikkat de büyük önem taşıyor. "Bu işi yapan kişi adeta psikolojik rahatlama yaşıyor" diyen Gürol, inci seçimi ve küçük metal topların hazırlanmasının bile büyük sabır gerektirdiğini belirtiyor. El emeğiyle yapılan bu küpelerin üretim sürecini öğrenmek, bir çırak için en az dört yıl sürüyor.
Tarihi ve kültürel değeri yüksek olan bu sanat, giderek azalan ustalar nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Gürol, mesleğini bugüne kadar beş çırakla paylaşsa da, maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitim süreci zorlaşıyor. Talebin düşmesi de zorlukları artırıyor. Önceden aylık 200-300 çift satış yapılırken, günümüzde bu sayı 30 çifte kadar gerilemiş durumda. Modelin değişmediğini, sadece daha küçük versiyonlarının üretildiğini ifade eden Gürol, mevcut şartlarda elinden geleni yapmaya devam edeceğini dile getiriyor.

