Uluslararası gastronomi camiasında saygın bir yere sahip olan gurme ve şef Haldun Tüzel, Karadeniz mutfağıyla ilgili yapılan eleştirilere yanıt verdi. Dünyanın en prestijli gastronomi derneklerinden Chaîne des Rôtisseurs tarafından "Şövalye" unvanı ile onurlandırılan Tüzel, Karadeniz mutfağının yetersiz veya zayıf olduğu yönündeki yorumların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Türkiye’nin en zengin balık ve peynir çeşitliliğine sahip bölgelerinden biri olan Karadeniz’in, yeterince tanıtılamadığı için hak ettiği değeri göremediğini belirtti. “Mutfakta eksik değiliz, anlatmakta yetersiziz” diyen Haldun Tüzel, gastronomi dünyasında öne çıkmak için lezzet kadar hikâye anlatımının da önemli olduğuna dikkat çekti.

"Karadeniz’in Peynir Zenginliği Göz Ardı Ediliyor"

Haldun Tüzel, Karadeniz mutfağına yönelik olumsuz yorumlara “Yok canım, öyle değil” diyerek karşı çıktı. Özellikle peynircilik konusunda Karadeniz’in birçok kişi tarafından bilinmeyen bir çeşitliliğe sahip olduğunu vurgulayan Tüzel, “Türkiye'de en fazla peynir çeşidi Karadeniz’dedir. Arazisi engebeli olabilir, tarım alanı sınırlı olabilir ama yetişen ürünler büyük bir ustalıkla değerlendirilir. Balık çeşitliliği açısından da en zengin bölge yine burasıdır” ifadelerini kullandı. Bu yönüyle Karadeniz mutfağının sadece yöresel değil, aynı zamanda dünya çapında bir mutfak potansiyeli taşıdığını belirtti.

“Bizim Sorunumuz Satışı Doğru Yapamamak”

Karadeniz ve genel olarak Türk mutfağının dünya çapında hak ettiği ilgiyi görememesinin temel nedeninin pazarlama eksikliği olduğunu söyleyen Tüzel, İtalyan mutfağını örnek gösterdi. “İtalyanlar, sadece lezzeti değil, arkasındaki hikâyeyi satıyor. Bir tabak makarnayı anlatmak için saatler harcıyorlar” diyen Tüzel, sözlerine şöyle devam etti: “Bir İtalyan, Po Ovası’ndan yağan yağmurdan başlayarak, buğdayın yetiştiği toprağa, hayvanların yediği ottan kesimine kadar detay verir. Biz ise 10 dakikada geçiyoruz. Bu yüzden onların ürünleri dünyayı dolaşırken biz yerel kalıyoruz.”

Haldun Tüzel ayrıca Karadeniz’in simge lezzetlerinden biri olan Hamsili Pilav üzerinden çarpıcı bir örnek verdi. “Sadece hamsiyle pilav yapmıyoruz. Terme pirinci kullanıyoruz, bu pirinç Kızılırmak ve Yeşilırmak’ın birleştiği verimli topraklarda yetişiyor. İçine özel üzüm giriyor, dereotu da küçük ırmakların kenarında kendiliğinden yetişiyor. Bunları anlatırsak, yemeği yüceltebiliriz. Ama biz anlatmıyoruz çünkü yapımızda mütevazılık var” diyerek Türk mutfağının anlatı yönünün gelişmesi gerektiğini ifade etti.