Ordu’nun Fatsa ilçesinde 5 Kasım’da bir taş ocağında meydana gelen göçükte hayatını kaybeden 25 yaşındaki işçi Burak Kilci ve hâlâ ulaşılamayan 75 yaşındaki kamyon şoförü Ahmet Şahin için Türkiye İşçi Partisi (TİP) Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmayla gündem yarattı. Plan ve Bütçe Komisyonu'nda söz alan Kadıgil, iş kazaları ve iş güvenliği konusunda hükümete yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Göçükte yaşamını yitiren Burak Kilci’nin cenazesi günler önce toprağa verilirken, Ahmet Şahin’in cansız bedenine hâlâ ulaşılamadığı bildirildi. Kadıgil, göçükle ilgili arama çalışmalarının güvenlik gerekçesiyle durdurulduğunu hatırlatarak, "Bu ülkede ölümlerin haber değeri bile kalmadı" ifadelerini kullandı.
“Her Gün 6 İşçi Hayatını Kaybediyor”
Sera Kadıgil, konuşmasında Türkiye’deki iş cinayetlerine dikkat çekerek, yalnızca bu yıl içerisinde en az 1300 işçinin yaşamını yitirdiğini ve ortalama olarak her gün 6 işçinin iş kazalarında öldüğünü belirtti. Kadıgil, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na hitaben yaptığı açıklamada, "Bir insan ölüyse, emekli maaşının ne kadar olduğunun, kıdem tazminatının olup olmadığının hiçbir önemi yoktur" sözleriyle sistemdeki öncelik sıralamasına eleştiri yöneltti.
İş güvenliği müfettişi sayısındaki düşüşe de dikkat çeken Kadıgil, 2021 yılında 917 olan iş müfettişi sayısının bugün 889’a gerilediğini vurguladı. Kadıgil, görevde olduğu süre boyunca 4 bin 836 işçinin hayatını kaybettiğini belirterek, “Bunların tamamından siz ve sizi bu göreve getiren Cumhurbaşkanı sorumlusunuz” ifadelerini kullandı.
Dilovası’ndaki Kadın İşçileri Hatırlattı
Meclis konuşmasında, geçtiğimiz günlerde Kocaeli Dilovası’ndaki parfüm fabrikasında çıkan ve 6 kadın işçinin hayatını kaybettiği yangına da değinen Kadıgil, kadınların insanlık dışı koşullarda çalıştırıldığını söyledi. İşçilerin günde 800 TL’ye, sigortasız ve sosyal haklardan yoksun olarak çalıştırıldığını ifade etti. “Çayın dibini patronlar dağıtıyorlarmış, kalırsa” sözleriyle bu durumu eleştiren Kadıgil, işçilerin yaşam koşullarını gözler önüne serdi.
Sera Kadıgil konuşmasının sonunda sistemsel sorunların ötesinde, mevcut düzenin sınıfsal bir ihanet üzerine kurulu olduğunu savundu. Bakanlık koltuklarında işçilerin çıkarlarını temsil etmeyen kişiler bulunduğunu ileri süren Kadıgil, işçi ölümlerinin önlenememesini "ucuz iş gücü anlayışının bir sonucu" olarak değerlendirdi.

