Boşanma davası sürecinde alınan yeni bir mahkeme kararı, evlilik yükümlülükleri ve nafaka konusunda önemli bir emsal oluşturdu. Ankara'da görülen davada, eşiyle aynı evde yaşamasına rağmen evin hiçbir masrafına katılmayan bir kadın, sadece kendisi için arsa, kripto para ve borsa yatırımı yapması sebebiyle tam kusurlu bulundu. Mahkeme, kadının bu davranışının Türk Medeni Kanunu’na aykırı olduğunu vurgulayarak, nafaka hakkının da ortadan kalktığını belirtti.
Hukukçulara göre bu karar, sadece fiziksel ya da duygusal değil, ekonomik sorumluluklardan kaçınmanın da boşanma sebebi olabileceğini ortaya koyuyor. Evlilik yükümlülükleri, yalnızca birlikte yaşamak ya da sadakatle sınırlı kalmıyor; tarafların maddi güçlerine göre ev giderlerine katkı sunmaları da yasal bir zorunluluk. Mahkeme, kadının bu yükümlülüğü ihmal ettiğini ve evlilik birliğini bilinçli olarak zayıflattığını belirtti.
Yapılan yatırımların edinilmiş mal kapsamında değerlendirilmesine rağmen, kadının birlik için değil yalnızca kendi çıkarı için hareket etmesi, hâkimin kararında etkili oldu. Bu da mal paylaşımı sürecinde eşitlik ilkesinin gözden geçirilmesine neden olabiliyor.
Ayrıca, mahkeme kararı doğrultusunda kadının nafaka talebi reddedildi. Çünkü Türk Medeni Kanunu’na göre, nafaka alabilmek için talep eden eşin diğerinden daha ağır kusurlu olmaması gerekiyor. Bu durumda ise erkek tarafının maddi ve manevi tazminat hakkı da gündeme geldi.
Evlilik öncesi mal rejimi sözleşmeleri ve finansal iletişim ise bu tür uyuşmazlıkların önüne geçmek için en etkili yöntem olarak görülüyor. Artık mahkemeler, ekonomik yükümlülüklerin ihlalini de evlilik birliğini temelden sarsan nedenler arasında değerlendiriyor.

