Uzm. Dr. Ali Coşkun’dan Kritik Uyarı

Ordu Tabip Odası eski Başkanı Uzm. Dr. Ali Coşkun, uyuşturucu bağımlılığının sadece bireysel değil, ulusal bir tehdit olduğunu belirtti. Toplum, aile ve devletin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Gündem - 03-09-2025 09:07

Ordu Tabip Odası eski Başkanı Uzm. Dr. Ali Coşkun, uyuşturucu bağımlılığının yalnızca bireylerin değil, toplumun ve Türkiye’nin geleceğinin sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. Türkiye’de bağımlılıkla mücadelenin yalnızca devlet kurumlarıyla sınırlı kalamayacağını, ailelerin ve toplumun da aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Coşkun’a göre, bu tehdit karşısında sessiz kalmak, geleceğe karşı işlenen bir ihanettir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) verilerine göre, dünya genelinde 15–64 yaş aralığında yaklaşık 300 milyon kişi en az bir kez yasa dışı madde kullanmıştır. Bu sayı, küresel nüfusun yüzde 6’sına denk gelirken, yaklaşık 40 milyon kişi bağımlılık tedavisi gerektiren bir seviyededir. Özellikle sentetik uyuşturucuların son 10 yılda ciddi şekilde yaygınlaştığı belirtiliyor.

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle hem kullanım hem de geçiş noktası olarak riskli bir pozisyonda yer alıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı’nın verileri, ülkemizde esrar, eroin, bonzai ve metamfetamin gibi maddelerin kullanımında belirgin bir artış olduğunu gösteriyor. TÜİK’in genç nüfusa dair raporları ise, 15–24 yaş arası bireyler arasında madde kullanım oranlarının yükseldiğine işaret ediyor. Özellikle AMATEM’e yapılan başvurular arasında sentetik maddelere bağlı acil vakalar artış gösteriyor.

Uzm. Dr. Ali Coşkun, uyuşturucu bağımlılığının ortaya çıkmasında çok sayıda etkenin bir araya geldiğini ifade etti. Genetik yatkınlık, psikiyatrik rahatsızlıklar, aile içi ilgi eksikliği, parçalanmış aile yapısı, işsizlik, kötü arkadaş çevresi ve internet üzerinden madde ticareti gibi faktörler, bağımlılığı körüklüyor. Uyuşturucu yalnızca sağlık sorunlarına neden olmakla kalmıyor, HIV ve hepatit C gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasına, çevre kirliliğine, ekonomik kayıplara ve organize suçların artmasına da zemin hazırlıyor. 2022 yılında Türkiye’de yaklaşık 1000 kişi uyuşturucuya bağlı nedenlerle hayatını kaybetti.

Bağımlılıkla mücadelede devletin önemi yadsınamaz. Emniyet birimlerinin düzenlediği operasyonlar, AMATEM ve benzeri tedavi merkezlerinin faaliyetleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bilinçlendirme projeleri ve İçişleri Bakanlığı’nın kamu spotları bu alandaki önemli girişimlerden bazıları. Ancak Coşkun’a göre, devletin çabaları tek başına yeterli değil. Ailenin, çocuklarıyla güçlü ve güvene dayalı bir iletişim kurması, onların davranışlarını yakından izlemesi ve gerektiğinde profesyonel destek alması hayati önem taşıyor.

Toplum da mücadelede aktif olmalı. Mahalle bazlı sosyal faaliyetler, okullarda yapılacak bilinçlendirme programları, spor kulüpleri, kültürel aktiviteler gençler için sağlıklı alternatifler sunabilir. Sivil toplum kuruluşlarının aktif katılımı da bağımlılıkla mücadelenin başarıya ulaşmasında kilit rol oynar.

Ailelerin dikkat etmesi gereken uyarı işaretleri arasında; ani öfke patlamaları, içine kapanma, okul devamsızlığı, göz kızarıklığı, ani kilo değişiklikleri, uyku düzeninde bozulma, gerçeklikten kopma, hayal görme, paranoya ve şüpheli madde bulunması yer alıyor. Coşkun, bu belirtiler fark edildiğinde suçlayıcı değil, anlayışlı bir yaklaşımla hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Uyuşturucu, vatanımıza kasteden bir canavardır. Bu tehdide karşı sessiz kalmak, sadece bağımlılara değil, tüm topluma zarar verir,” diyen Coşkun, bu mücadelenin yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Ona göre, uyuşturucuya karşı susmak, gençlerin geleceğini feda etmektir.

Günün Diğer Haberleri