Zayıf Görünmek Sağlıklı Olmak Anlamına Gelmiyor: Yeni Araştırma Ezberleri Bozdu

Yeni araştırmalar, aşırı zayıf bireylerde ölüm riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sağlık, fiziksel görünümden çok metabolik dengeyle ilişkili.

Sağlık - 15-11-2025 20:00

Danimarka’da 85 binden fazla kişinin beş yıl boyunca takip edildiği yeni bir araştırma, uzun süredir toplumda yerleşik olan “zayıf olmak sağlıklıdır” anlayışına bilimsel bir itiraz getiriyor. Araştırmaya göre, aşırı zayıf bireylerde erken ölüm riski, kilolu veya hafif obez bireylere göre daha yüksek. Elde edilen bulgular, vücut ağırlığının tek başına sağlık göstergesi olmadığını vurgularken, "kilolu ama metabolik olarak sağlıklı" bireylerin de toplumda daha fazla kabul görmesine neden oluyor.

Zayıf bedenlerin genellikle daha sağlıklı olarak algılandığı toplumlarda, bu araştırma sonuçları yeni bir tartışma alanı oluşturuyor. Özellikle 18,5’in altında Vücut Kitle İndeksi’ne (BKİ) sahip bireylerde ölüm riskinin, sağlıklı kabul edilen 22,5–25 aralığındaki bireylere kıyasla 2,7 kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Buna karşılık, fazla kilolu veya hafif obez olan bireylerde bu riskin anlamlı bir şekilde artmadığı ifade ediliyor.

Bilimsel literatürde yaklaşık 20 yıldır yer bulan “fat but fit” yani “kilolu ama formda” kavramı, bu araştırmayla birlikte yeniden gündeme geldi. Bu tanım, bireyin beden kütle indeksi yüksek olsa bile egzersiz yaparak, sağlıklı beslenerek ve metabolik değerlerini dengede tutarak sağlığını koruyabileceğini öne sürüyor. Aarhus Üniversitesi Hastanesi’nden Dr. Sigrid Bjerge Gribsholt’a göre, bazı bireylerde düşük kilo, altta yatan başka bir hastalığın sonucu olabiliyor ve bu nedenle ölüm riskinin artmasına yol açıyor.

Ancak bu durum, kilolu bireylerin koşulsuz olarak sağlıklı kabul edilmesi anlamına gelmiyor. Gribsholt, fazla kilonun uzun vadeli sağlık riskleri taşıyabileceğini, ancak bu risklerin egzersiz ve sağlıklı yaşam tarzıyla büyük ölçüde azaltılabileceğini belirtiyor.

İstanbul’da özel bir hastanede görev yapan Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, yapılan değerlendirmede BKİ’nin bireysel sağlık düzeyini ölçmekte yetersiz kalabileceğini, bunun yerine yağ oranı, bel çevresi, kan değerleri ve fiziksel aktivite düzeyinin daha doğru göstergeler sunduğunu ifade ediyor.

Prof. Dr. Baş’a göre zayıf bireyler, toplumda daha az risk taşıdıkları algısıyla sağlık kontrollerini ihmal etme eğiliminde olabiliyor. Ancak bu kişilerde de diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi sorunlar gelişebiliyor. Hareketsiz bir yaşam tarzı, zayıf bireylerde bile ciddi metabolik rahatsızlıklara zemin hazırlayabiliyor.

Kas Kütlesi ve Hareketlilik Ön Planda

Araştırmalar, fiziksel olarak aktif bireylerin, kiloları yüksek olsa bile, hareketsiz zayıf bireylere kıyasla daha düşük hastalık riski taşıyabileceğini gösteriyor. Bu durum özellikle kalp-damar sağlığı, kan şekeri dengesi ve hormonal düzenleme gibi başlıklarda belirginleşiyor. Zayıf ama kas kütlesi yetersiz bireylerde ise bağışıklık sisteminde zayıflama, kas erimesi ve ileri yaşta düşme riskleri daha sık görülüyor.

Düzenli fiziksel aktivite, yalnızca kilo kontrolüne değil, aynı zamanda iltihaplanmayı azaltmaya, hormon salınımını düzenlemeye ve insülin hassasiyetini artırmaya da katkı sağlıyor. Bu da hareketin, sağlık üzerinde bağımsız ve güçlü bir etkiye sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Baş, zayıf olmanın hiçbir zaman tek başına sağlık göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Kilo düşük olabilir ancak eğer beslenme yetersiz, uyku kalitesiz ve fiziksel aktivite sınırlıysa, bu bireyler de pek çok kronik hastalık riski taşıyabiliyor. Bu nedenle, “zayıflık = sağlık” şeklindeki yaygın inanışın yerini “işleyen bir metabolizma = sağlık” anlayışına bırakması gerektiği ifade ediliyor.

Araştırmalara göre, “fit ama kilolu” bireylerin metabolik sağlığını koruyabilmesi için kilo kaybından ziyade yaşam kalitesine odaklanması öneriliyor. Bu kapsamda dengeli bir beslenme düzeni, haftalık egzersiz programı, kaliteli uyku ve stres yönetimi, sağlık açısından kritik öneme sahip. Bel çevresi kontrolü, bel-kalça oranı ölçümleri ve düzenli kan testleri ise bireysel sağlık durumunun doğru değerlendirilmesine yardımcı oluyor.

Günün Diğer Haberleri