Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, konut alım satımında tapu kaydına güvenmenin hangi şartlarda yeterli olmayacağına ilişkin önemli bir karara imza attı. Müteahhitten yazılı sözleşmeyle daire satın alan, parasını ödeyen ve 2013 yılında ailesiyle eve yerleşen tüketici, tapusunu alamayınca mahkemeye başvurdu. Aradan geçen sürede dairenin tapuda başka kişiye devredildiği ortaya çıktı. Mahkeme sürecinde doğalgaz aboneliği, ikametgah bilgileri, tanık anlatımları ve konutun fiilen kim tarafından kullanıldığı incelendi. İlk derece mahkemesi tüketiciyi haklı bulurken karar istinaf aşamasından da geçti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ise taşınmazda başka kişinin yaşadığını bilen veya gerekli araştırmayı yapması halinde öğrenebilecek durumda olan sonradan alıcının iyi niyet korumasından yararlanamayacağı yönündeki kararı onadı. Böylece dava konusu dairenin tapusunun iptal edilerek ilk alıcı adına tescil edilmesine ilişkin hüküm kesinleşti.
Daireyi 2013’te Aldı Ancak Tapusunu Alamamıştı
Yargıtay kararına konu dosyada tüketici, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yükleniciye bırakılan dairelerden birini satın aldı. Konut Kasım 2013 tarihinde alıcıya teslim edildi.Tüketici Aralık 2013’te doğalgaz aboneliğini kendi adına açtırdı, ikametgahını da söz konusu adrese taşıdı. Ailesiyle beraber dairede yaşamaya başlayan alıcı, ödeme yapmasına rağmen tapuyu üzerine alamadı.
İlerleyen dönemde konutun tapuda başka kişiye devredildiğini öğrenen tüketici, tapu iptali ve tescil talebiyle dava açtı. Davacı, aynı binada bulunan üç dairenin 28 Ocak 2014 tarihinde aynı gün içerisinde devredildiğini ve satış bedellerinin düşük gösterildiğini de mahkemeye taşıdı.Şanlıurfa 1. Tüketici Mahkemesi tarafından yapılan incelemede, davacının 2013 yılından beri konutta yaşadığı abonelik kayıtları ve tanık anlatımları üzerinden tespit edildi. Davalı tarafın daireyi görmeden satın aldığı yönündeki savunması ise mahkeme tarafından hayatın olağan akışına uygun bulunmadı.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi de yapılan istinaf başvurusunu reddetti. Dosya daha sonra Yargıtay’a taşındı.
Tapuda İyi Niyet Korumasına Yargıtay’dan Önemli Ölçüt
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2811, K. 2026/1813 sayılı ve 30 Nisan 2026 tarihli kararında alt mahkemenin hükmünü hukuka uygun buldu. Karar oy birliğiyle onandı.Kararla beraber taşınmazı tapudan sonradan devralan kişinin yalnızca tapu kaydına dayanmasının her şartta yeterli olmayacağı yönündeki değerlendirme kabul edilmiş oldu. Konutta başka kişinin yaşadığını bilen ya da gerekli araştırmayı yaptığında öğrenebilecek durumda bulunan kişinin iyi niyet iddiasından yararlanamayacağı sonucuna varıldı.Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi, tapu siciline iyi niyetle dayanarak hak elde eden üçüncü kişilere koruma sağlıyor. Ancak somut olayın şartlarına göre kişinin gerçekten iyi niyetli olup olmadığı mahkemeler tarafından değerlendirilebiliyor.Yargıtay’ın söz konusu kararı tüm tapuların kendiliğinden iptal edileceği anlamına gelmiyor. Karar, dava konusu olayın şartları kapsamında verildi. Mahkeme sürecinde taşınmazın fiili kullanımı, abonelik kayıtları, tarafların bilgisi ve dosyadaki diğer deliller değerlendirilerek tapunun iptaline ve ilk alıcı adına tesciline karar verildi.