Afet Yönetimi Uzmanı ve Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, 2025’in ilk 6 ayında Türkiye genelinde 18 bin 191 depremin meydana geldiğini açıkladı. Bu sayı, saatte ortalama 4, günde ise 100 depreme denk geliyor. Özmen, Türkiye’nin denizel alanlarla birlikte yaklaşık 1000’e yakın deprem üretme potansiyeli taşıyan diri fay hattına sahip olduğunu, yıllık ortalama 25 bin depremin kaydedildiğini belirtti. Bu yılın ilk yarısında yaşanan depremlerin sayısının, yıllık ortalamanın üzerinde gerçekleştiğine dikkat çeken Özmen, ocak ve şubat aylarında Santorini ve Amorgos adaları çevresinde yaşanan deprem fırtınası ile 23 Nisan’da İstanbul’da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin bu artışta etkili olduğunu vurguladı.
İl bazında yapılan değerlendirmelere göre en fazla deprem Muğla’da kaydedildi. Bu ili Malatya, Kütahya, Kahramanmaraş ve İstanbul takip etti. Depremlerin büyük bölümünün şubat ve nisan aylarında gerçekleştiğini belirten Özmen, artan teknoloji ile birlikte 2 büyüklüğünün altındaki sarsıntıların da artık tespit edilebildiğini söyledi. İlk 6 ayda 4 ile 4,9 büyüklüğünde 206, 5 ile 5,9 büyüklüğünde 18 ve 6’dan büyük 3 depremin meydana geldiğini kaydeden Özmen, bu depremlerde 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 452 kişinin ise yaralandığını ifade etti.
Özmen, Marmara Denizi çevresinde yaşanan sismik hareketliliğe de dikkat çekerek, 1 ve 2 Temmuz’da Gemlik’te meydana gelen 3,9 ile 4,3 büyüklüğündeki sarsıntılar ile 5 Temmuz’da Silivri açıklarında Kumburgaz segmenti üzerinde gerçekleşen 3,8 büyüklüğündeki depremlerin İstanbul’un hem kuzey hem de güneyinden geçen fay hatlarından etkilenebileceğini gösterdiğini söyledi. Marmara Denizi’nin güneyinde bulunan Kuzey Anadolu Fayı’nın güney kolunda da sarsıntılar yaşanmasının, İstanbul için potansiyel riski artırdığı belirtildi.
Konya, Kulu ve Ankara gibi bölgelerde zaman zaman meydana gelen depremlerle İç Anadolu’daki diri fay hatlarının da aktif olduğuna işaret eden Özmen, bu bölgelerin de sanılanın aksine deprem riski taşıdığını dile getirdi. Özellikle Konya’nın Kulu ilçesi ile Ankara’da mayıs ve haziran aylarında meydana gelen depremler, bu değerlendirmeleri destekler nitelikte oldu.
Doç. Dr. Özmen, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi ve Türkiye genelinde deprem risklerini azaltmaya yönelik çalışmaların hızlandırılması gerektiğini belirtti. Marmara Denizi’nde meydana gelebilecek 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin, Kahramanmaraş merkezli depremlerden 2-3 kat daha fazla etki yaratabileceği uyarısında bulunarak, bölgedeki yapı stokunun güçlendirilmesi ve acil önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.