Osmanlı’dan günümüze uzanan şerbet geleneği, Ramazan ayında iftar sofralarında yeniden ön plana çıkıyor. Uzmanlar, özellikle oruç süresince hem tok tutan hem de susuzluk hissini azaltmaya yardımcı olan ev yapımı içeceklerin tercih edilmesini öneriyor. Gazlı ve asitli içecekler yerine doğal malzemelerle hazırlanan şerbetlerin daha dengeli bir alternatif sunduğu belirtiliyor. Kaynayan suya eklenen dört farklı malzeme ile hazırlanan Ramazan şerbeti de bu dönemde en çok tercih edilen tarifler arasında yer alıyor. Yaklaşık yarım saatte hazırlanan içeceğin, hem lezzeti hem de içeriği nedeniyle geniş bir yaş grubuna hitap ettiği ifade ediliyor.
Osmanlı döneminde saray mutfağında ve evlerde sıkça hazırlanan şerbetlerin, günümüzde de özellikle iftar sofralarında yerini koruduğu aktarılıyor. Dört ana malzemeden oluşan Ramazan şerbetinin, düzenli tüketildiğinde gün boyu tokluk hissine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
Dört Ana Malzeme İle Hazırlanıyor
Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri Ayşen Çebiç, Ramazan ayında en çok şerbet tarifi sorusu aldıklarını belirterek hazırladıkları karışım hakkında bilgi verdi. Çebiç, şerbetin ana malzemeleri arasında tarçın, karanfil, kayısı ve demirhindi bulunduğunu ifade etti.
Tarçının koku ve aromasıyla öne çıktığını belirten Çebiç, karanfilin ise ağız kokusuna karşı etkili olduğunu ve sindirimi desteklediğini söyledi. Kayısının mide problemi yaşayanlar için tercih edilebileceğini aktaran Çebiç, evde bulunan portakal, mandalina veya elma gibi meyvelerin de alternatif olarak kullanılabileceğini dile getirdi. Demirhindinin ise C vitamini içeriği sayesinde tok tutmaya yardımcı olduğu kaydedildi.
Hazırlanan şerbetin geniş bir yaş aralığında tüketilebileceğini belirten Çebiç, iki yaş ve üzeri çocuklar için de uygun olduğunu ifade etti. Hamilelerin de tüketebileceğini aktaran Çebiç, mide hassasiyeti bulunan kişilerin asitli içecekler yerine bu tür doğal şerbetleri tercih edebileceğini söyledi.Uzmanlar, Ramazan ayında beslenme düzenine dikkat edilmesi ve doğal içeriklerle hazırlanan içeceklerin ölçülü şekilde tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.