Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında, 3 Haziran Pazartesi günü saat 02.17'de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem, çevre illerde de hissedildi. Depremin, Marmaris'in 10,43 kilometre açığında ve 67.91 kilometre derinlikte gerçekleştiği kaydedildi. Vatandaşlar, gece saatlerinde hissedilen sarsıntıyla birlikte kısa süreli panik yaşadı.
Bu Fay Geçmişte 7’yi Aştı” Uyarısı
Depremi değerlendiren Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, yaşanan sarsıntının Pliny-Strabo Fayı ile ilişkili olduğunu belirtti. Sözbilir, depremin Afrika levhası ile Anadolu levhası arasındaki sınırda yer alan ve deniz tabanında uzanan bir fay zonu üzerinde meydana geldiğine dikkat çekerek, bu yapının geçmişte 7 büyüklüğünü aşan depremler ürettiğini vurguladı.
Uzman görüşüne göre, bu tür denizaltı faylarının sismik potansiyeli yalnızca denizle sınırlı değil; karadaki aktif fay sistemlerini de etkileyebilir nitelikte. Bu nedenle sarsıntının izole bir olay olmadığı, daha büyük ve zincirleme etkiler yaratabilecek riskler taşıdığı değerlendiriliyor.
Sözbilir’den Denizaltı Fayları İçin Kritik Çağrı
Sözbilir, bu tür denizaltı kaynaklarının daha yakından incelenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin deprem haritalarında önemli bir boşluğa dikkat çekti. Mevcut kara faylarının kayıt altına alındığı Türkiye Diri Fay Veri Tabanı’nın, denizaltı faylarıyla da entegre edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi:
“Denizaltı faylarını yeterince tanımıyoruz. Oysa bu yapılar, büyük depremler üretebilecek potansiyele sahip. Bu nedenle Türkiye’nin deprem risk analizlerinde, deniz tabanı altındaki faylar da eksiksiz bir şekilde yer almalı.”
Sözbilir'in değerlendirmelerinde öne çıkan bir diğer nokta, Marmaris açıklarında meydana gelen bu depremin sadece denizle sınırlı kalmayabileceği. Sarsıntının, Marmaris Fay Zonu'na yakın kara içi fay hatlarında da hareketliliğe neden olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Bu durum, bölgede ikinci dereceden risklerin tetiklenebileceğini ve daha geniş bir alanda dikkatli olunması gerektiğini ortaya koyuyor.