Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi, 6 Kasım 2025 tarihinde Ordu’nun Fatsa-Çatalpınar kara yolu üzerinde faaliyet gösteren taş ocağında meydana gelen göçüğe ilişkin hazırladığı ön inceleme raporunu yayımladı. AFAD’ın teknik destek talebi üzerine olay yerinde inceleme yapan uzmanlar, göçüğün kontrollü patlatma sonrası gerçekleşen bir kütle hareketi sonucunda oluştuğunu tespit etti.
Hazırlanan teknik rapora göre, göçük olay günü öğle saatlerinde taş ocağında yapılan patlatmadan birkaç saat sonra meydana geldi. Raporda, düzlemsel kayma tipi bir kütle hareketinin etkisiyle kayan malzemenin, ocak tabanında bulunan iş makinesi ve bir kamyonu göçük altında bıraktığı belirtildi. İncelemelerde, patlatma işleminin hemen ardından bölgedeki zeminde oluşan yeni çatlakların göçüğe zemin hazırladığı bilgisi de yer aldı.
Kayaç Yapısı Stabilite Açısından Yüksek Risk Taşıyor
KTÜ uzmanlarının yürüttüğü saha çalışmaları kapsamında, taş ocağında işletilen kayaçların kırmızı renkli kireçtaşı ve marnlardan oluştuğu belirlendi. Raporda, bu tür kayaçlardaki süreksizliklerin eğim yönünün yamaç dışına doğru olması sebebiyle, mevcut jeolojik yapının stabilite açısından ciddi risk oluşturduğu vurgulandı. Özellikle daha önce oluşmuş gerilme çatlaklarının halen aktif olduğu ve bu çatlaklarda genişleme tespit edildiği ifade edildi.
Raporun dikkat çeken bir başka bölümünde, taş ocağının güney-güneydoğu kesiminde daha önce oluşmuş eski bir heyelan sahasının bulunduğu bilgisine yer verildi. Uzmanlar, söz konusu alanın hali hazırda zayıf bir zemin yapısına sahip olduğunu ve bu durumun yeni göçüğün oluşumunda etkili olabileceğini belirtti. 7 Kasım itibarıyla yapılan gözlemler sonucu, çatlak genişliğinde artış olduğu ve deformasyon sürecinin devam ettiği kaydedildi.
KTÜ Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi, saha incelemeleri sonucunda bölgedeki kütle hareketi riskinin yüksek seviyede olduğunu ve bu riskin ortadan kaldırılması adına acil projelere ihtiyaç duyulduğunu raporunda ifade etti. Özellikle patlatma işlemleri sonrası oluşan düzensiz çatlakların yamaç stabilitesi açısından tehlike oluşturduğu belirtilerek,