Akaryakıt fiyatlarının hızla yükselmesi, araç sahiplerini alternatif seçenekleri daha fazla araştırmaya yöneltti. Türkiye’de benzin ve motorin fiyatlarının litre başına 65 TL seviyesine yaklaşmasıyla birlikte birçok sürücü için depo doldurma maliyeti neredeyse 4 bin TL’ye ulaştı. Bu gelişme, özellikle elektrikli araçların gerçekten daha ekonomik olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Peki elektrikli araçlar benzinli araçlara göre gerçekten daha mı ucuz? Türkiye’de şarj altyapısı yeterli mi ve araçların kullanım maliyetleri nasıl değişiyor? Artan petrol fiyatları ve Orta Doğu’daki Hürmüz krizi sonrası yükselen enerji maliyetleri, iki araç tipi arasındaki ekonomik farkın daha çok tartışılmasına neden oluyor. İşte elektrikli ve benzinli araçlar arasındaki dikkat çeken maliyet farkları…
Elektrikli ve Benzinli Araçlar Arasındaki Maliyet Farkı
Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının yükselmesi, benzinli araçların kullanım maliyetini ciddi şekilde artırdı. Güncel fiyatlara göre benzinin litre fiyatı yaklaşık 61,26 TL’ye, motorinin litre fiyatı ise 65,76 TL’ye ulaştı.
Türkiye’de en çok tercih edilen C segment benzinli araçların depo kapasitesi genellikle 45 ila 65 litre arasında değişiyor. Bu durumda güncel fiyatlarla bir aracın deposunu doldurmak isteyen sürücüler yaklaşık 2.700 TL ile 3.900 TL arasında ödeme yapmak zorunda kalıyor.
Elektrikli araçlarda ise maliyet, batarya kapasitesi ve kullanılan şarj türüne göre değişiyor. Ortalama 53 kWh bataryaya sahip bir araç için ev tipi şarj maliyeti yaklaşık 208 TL seviyesinde olurken, 65 kWh bataryalı bir araç için bu rakam yaklaşık 255 TL’ye ulaşıyor.
Dışarıdaki AC şarj istasyonlarında maliyet biraz daha yükseliyor. Bu durumda 53 kWh bataryalı bir aracın şarj maliyeti yaklaşık 530 TL olurken, 65 kWh bataryalı bir araç için bu rakam 650 TL’ye çıkabiliyor. Hızlı DC şarj istasyonlarında ise maliyet 689 TL ile 845 TL arasında değişebiliyor.
Türkiye genelinde yaklaşık 13 bin akaryakıt istasyonu bulunurken, elektrikli araçlar için de hızlı bir altyapı gelişimi yaşanıyor. Güncel verilere göre Türkiye’de yaklaşık 14 bin şarj istasyonu ve 38 binden fazla şarj noktası (soket) bulunuyor.
Şarj noktalarının sayısının istasyonlardan fazla görünmesinin nedeni ise bazı şarj cihazlarının cadde üzerinde veya otoparklarda bulunan küçük ünitelerden oluşması. Bu sayede elektrikli araç kullanıcıları birçok noktada araçlarını şarj edebiliyor.
Benzinli veya dizel araçlarda depo doldurma işlemi oldukça kısa sürüyor. Ortalama bir yakıt istasyonunda depo doldurma işlemi genellikle 3 ila 5 dakika içerisinde tamamlanabiliyor.
Elektrikli araçlarda ise şarj süresi kullanılan şarj istasyonuna göre değişiyor. Hızlı DC şarj istasyonlarında bataryanın yüzde 10’dan yüzde 80’e ulaşması genellikle 20 ile 40 dakika arasında sürüyor. Ev tipi priz veya düşük güçlü AC şarj cihazlarında ise tam dolum süresi 8 ila 10 saate kadar çıkabiliyor.
Elektrikli ve benzinli araçlar çevresel etkileri açısından da farklılık gösteriyor. Benzinli araçlar fosil yakıt kullandıkları için sürüş sırasında karbondioksit ve zararlı gazlar salarak hava kirliliğine katkıda bulunuyor.
Elektrikli araçlar ise kullanım sırasında egzoz emisyonu üretmediği için şehir içi hava kalitesi açısından avantaj sağlıyor. Ancak elektrik üretimi ve batarya üretim süreçlerinin de çevresel etkileri bulunuyor. Uzmanlar, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının artmasıyla birlikte elektrikli araçların uzun vadede çevresel açıdan daha avantajlı olabileceğini belirtiyor.