İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, Yıldız Sarayı girişinde yer alan Yıldız Hamidiye Camii, geç dönem Osmanlı mimarisinin öne çıkan eserleri arasında bulunuyor. 19. yüzyılın son çeyreğinde inşa edilen cami, yalnızca mimari özellikleriyle değil, aynı zamanda dönemin siyasi ve kültürel atmosferine ışık tutan ayrıntılarıyla da dikkat çekiyor. Cuma selamlığı geleneğine ev sahipliği yapan yapı, tek minaresi, neogotik etkiler taşıyan süslemeleri ve zengin hat programıyla klasik Osmanlı cami anlayışından farklı bir çizgide konumlanıyor. Sultan 2. Abdülhamid’in bizzat katkı sunduğu ahşap işçilik detayları ise camiyi benzerlerinden ayıran en önemli unsurlar arasında gösteriliyor.
Mimarisinde Eklektik Üslup Dikkat Çekiyor
Caminin mimarı uzun süre Sarkis Balyan olarak bilinse de, son araştırmalarda yapının Nikolaki Kalfa tarafından inşa edildiği ifade ediliyor. Yapı, klasik Osmanlı selatin camilerinden farklı olarak tek minareli olarak tasarlandı. İnce yivli gövdesi ve zarif şerefesiyle yükselen minare, yapının siluetine sade bir görünüm kazandırıyor. Dikdörtgen planlı harimde yer alan yüksek kasnaklı kubbe ise alışılmış düzenin aksine mihraba uzak, girişe yakın bir noktada konumlandırıldı.
Kubbe kasnağında yer alan neogotik tarzda açılmış 16 pencere, iç mekâna güçlü bir aydınlık sağlıyor. Lacivert zemin üzerine işlenen yıldız motifleri kubbe içinde ve mihrap önündeki tavanda öne çıkıyor. Kubbe göbeğinde besmele ile Necm suresinin ilk üç ayeti yer alırken, kuşakta Mülk suresi kufi hatla yazıldı. Cami avlusunda 1890 yılında inşa edilen saat kulesi ile üzerinde farklı tarihler bulunan çeşme de yapının bütüncül mimari anlayışını tamamlıyor.
Hünkar Mahfilinde Sultan’ın Ahşap İşçiliği Bulunuyor
Ahşap işçiliğine ilgi duyduğu bilinen II. Abdülhamid’in, Yıldız Sarayı’ndaki marangozhanede çalıştığı ve caminin hünkar mahfilindeki kafesleri sedir ağacından bizzat yaptığı aktarılıyor. Sanatkâr yönüyle de tanınan padişahın bu katkısı, caminin en dikkat çeken özellikleri arasında yer alıyor.
Selatin camilerinde genellikle birden fazla minare bulunmasına rağmen bu yapıda tek minare tercih edildi. Ayrıca Bursa Ulu Camii’nin ahşap kündekari minberinin burada da uygulanması planlandı. Yapım öncesinde minberin detaylı görselleri getirtilse de, bilinmeyen bir nedenle minber mermer olarak inşa edildi.
Cami, Osmanlı tarihinde 21 Temmuz 1905’te II. Abdülhamid’e yönelik gerçekleştirilen bombalı suikast girişimiyle de anılıyor. Cuma selamlığı sonrasında planlanan saldırı, padişahın namaz çıkışında yaptığı görüşmenin uzaması nedeniyle hedefini bulmadı. Bu olay, yapının tarihsel önemini artıran gelişmeler arasında yer aldı.
Hat sanatı açısından da dikkat çeken camide kuşak yazıları Ebu Ziya Tevfik Bey tarafından kufi hatla kaleme alındı. Celi sülüs yazılar Abdülfettah Efendi’ye, saat kulesindeki celi talik yazılar ise Mehmet Nazif Bey’e ait. Böylece üç önemli isim, Yıldız Hamidiye Camii’nin süsleme programında bir araya geldi.